Balıkesir Edremit Körfezi: Deprem Geçmişi, Sismik Analiz ve Risk Yönetimi Raporu
Yönetici Özeti
Bu rapor, Balıkesir Edremit Körfezi bölgesinin deprem geçmişini, mevcut sismik durumunu ve ilişkili riskleri kapsamlı bir şekilde analiz etmektedir. Bölgenin aktif fay sistemleri nedeniyle önemli bir sismik tehlike altında olduğu, geçmişte büyük depremlerin tekrarlandığı ve özellikle sıvılaşma potansiyeli gibi yerel zemin koşullarının ciddi kırılganlıklar oluşturduğu tespit edilmiştir. Yerel ve ulusal otoritelerin mevcut hazırlık ve risk azaltma çabaları özetlenmiş, uzun vadeli direnci artırmak için kritik öneriler sunulmuştur.
1. Giriş
1.1. Raporun Amacı ve Kapsamı
Bu rapor, Balıkesir Edremit Körfezi bölgesinin deprem geçmişi, mevcut sismik durumu ve ilişkili riskleri hakkında kapsamlı bir analiz sunmayı amaçlamaktadır. Bölgesel sismotektonik yapının, tarihsel ve aletsel dönemdeki sismik olayların, sıvılaşma ve tsunamiler gibi ikincil risklerin ve mevcut afet hazırlık stratejilerinin değerlendirilmesini içermektedir. Elde edilen bilgiler, politika oluşturma, kentsel planlama ve kamu güvenliği girişimlerine ışık tutmayı hedeflemektedir.
1.2. Edremit Körfezi'nin Coğrafi ve Jeopolitik Önemi
Türkiye'nin kuzeybatı Ege bölgesinde yer alan Edremit Körfezi, verimli ovaları, kıyı yerleşimleri ve önemli ulaşım yolları ile ekonomik merkezlere stratejik yakınlığı sayesinde yoğun nüfuslu ve ekonomik olarak aktif bir bölgedir. Bu önemi, yüksek derecede aktif bir sismik bölgede bulunmasıyla birleştiğinde, deprem risk profilinin kapsamlı bir şekilde anlaşılması ihtiyacını vurgulamaktadır.
2. Bölgesel Jeolojik ve Sismotektonik Yapı
2.1. Batı Anadolu Açılma Rejimi ve Kuzey Anadolu Fayı'nın Etkisi
Edremit Körfezi bölgesi, Batı Anadolu'nun aktif açılma rejimi içinde yer almakta olup, yaygın normal faylanma ve önemli sismik aktivite ile karakterize edilen karmaşık bir tektonik ortamdır. Kuzey Anadolu Fayı (KAF)'ın güney kolu, doğrudan Edremit Körfezi'nden geçmese de, Balıkesir ilinin ve daha geniş Güney Marmara bölgesinin sismikliğini önemli ölçüde etkilemektedir. KAF'ın batıya doğru ilerlemesi ve Ege'deki açılma ile yönlendirilen bu bölgesel gerilme alanı, Edremit Körfezi'nde yüksek gerilimli bir ortam yaratmaktadır.
2.2. Edremit Körfezi'ni Sınırlayan Ana Fay Sistemleri
Edremit Körfezi, bölgedeki birincil sismik tehlike kaynakları olan birkaç önemli aktif fay sistemi tarafından tektonik olarak şekillendirilmektedir.
2.2.1. Edremit Fay Zonu (EFZ)
Edremit Fay Zonu (EFZ), Biga Yarımadası'nın güney kenarının belirleyici bir yapısal unsuru olup, Edremit Körfezi'nin kuzey sınırını büyük ölçüde tanımlayan aktif bir fay sistemidir. Yaklaşık 90 km uzunluğunda olan EFZ, öncelikli olarak düşük açılı bir normal fay olarak karakterize edilmekte ve batıda Bababurnu açıklarına kadar Ege Denizi'nde su altında devam ettiği öne sürülmektedir. Paleosismolojik araştırmalar, geçmişte üç deprem olayını tespit etmiş ve en son olayın 1944 depremiyle ilişkili olduğunu belirlemiştir. Mw=6.8 büyüklüğündeki 1944 depremi, bu fay üzerinde 37 km uzunluğunda bir yüzey kırığı oluşturmuştur.
2.2.2. Havran-Balıkesir Fay Zonu (HBFZ)
Havran-Balıkesir Fay Zonu (HBFZ), Balıkesir ilindeki bir diğer kritik sismojenik kaynaktır. Balıkesir kent merkezinden geçmekte ve Edremit Körfezi ile Balıkesir arasında uzanmaktadır. HBFZ, Geç Pleyistosen ve Holosen'de sağ yanal doğrultu atım mekanizmasıyla karakterize edilen 6 segmentten oluşmaktadır. Paleosismolojik çalışmalar, Ovacık segmentindeki deprem tekrarlama aralığının 1043 ila 1136 yıl olarak tahmin edildiğini göstermektedir. HBFZ, Edremit Fay Zonu ile birlikte, bölgesel tektonik anlamda KAF ile birinci derecede ilişkili yapılar olarak değerlendirilmektedir.
2.2.3. Kazdağları ve Kazdağ Sıyrılma Fayı
Edremit Körfezi'nin kuzeyinde yer alan Kazdağları, aktif tektoniğin etkisiyle paleotektonik unsurlarını kolaylıkla ele veren bir dağ silsilesidir. Kazdağları'nın güneyi, Edremit Körfezi'nin kıyı çizgisine yaklaşık 10 derecelik açılar yapan sekmeli bir geometriye sahip normal faylar ile şekillenmektedir. Bu genç normal faylar, geç Oligosen-erken Miyosen yaşlı bir yapı olan Kazdağ Sıyrılma Fayı'nı kesmekte ve taban bloğu üzerinde yer alan sıyrılma düzlemi askıda kalmaktadır.
2.2.4. Bölgedeki Diğer Önemli Faylar
Edremit ve Havran-Balıkesir Fay Zonları'nın ötesinde, Balıkesir ilinde Yenice-Gönen Fayı ve güneydeki Simav Fayı gibi diğer önemli sismojenik kaynaklar bulunmaktadır. MTA'nın 2011 Türkiye Diri Fay Haritası, Balıkesir il sınırları içinde ve çevresinde aktif fay zonları bulunduğunu göstermektedir. Genel olarak, Balıkesir ilinde gelecekte yıkıcı deprem oluşturabilecek 20 fay bulunmakta olup, bunlardan üçü (Yenice-Gönen, Balıkesir ve Edremit Fayları) Mw=7.2 büyüklüğünde depremler üretebilme potansiyeline sahiptir.
3. Edremit Körfezi'nin Deprem Geçmişi
3.1. Tarihsel Dönem Depremleri
Balıkesir ili, tarihsel dönemde (MÖ 1800-MS 1900) Io=VIII-IX şiddetinde yıkıcı depremlerden etkilenmiştir. Özellikle, Balıkesir ilinde 1826, 1897 ve 1898 yıllarında Io=VIII şiddetinde şiddetli depremler meydana gelmiştir. MS 160–258 ve 1296 yıllarındaki olaylar da bölgeyi etkilemiştir.
Aktif fay zonları boyunca yapılan paleosismolojik araştırmalar, geçmiş deprem olaylarını belirlemek için kritik öneme sahiptir. Edremit Fay Zonu (EFZ) üzerinde, Narlı'da yapılan hendek çalışması, geçmişte üç olayın kanıtlarını ortaya koymuş ve en son olayın 1944 depremiyle ilişkili olduğunu göstermiştir. Havran-Balıkesir Fay Zonu (HBFZ) için de paleosismolojik çalışmalar önemli sonuçlar vermiş, örneğin Ovacık segmenti için deprem tekrarlanma aralığı 1043 ila 1136 yıl arasında tahmin edilmektedir.
3.2. Aletsel Dönem Depremleri
- yüzyılın başlarında başlayan aletsel dönem, deprem büyüklükleri, konumları ve derinlikleri hakkında daha kesin veriler sağlamaktadır.
3.2.1. 1944 Ayvalık/Edremit Depremi (Mw 6.8)
1944 Ayvalık/Edremit depremi, Mw=6.8 büyüklüğüyle Edremit Körfezi bölgesini doğrudan etkileyen en önemli aletsel dönem olaylarından biridir. Bu yıkıcı deprem 6 Ekim 1944 tarihinde meydana gelmiş ve 30 kişinin ölümü ile 5500 binanın hasar görmesine neden olmuştur. Kaynak fayı olarak Edremit Fay Zonu (EFZ) ile açıkça ilişkilendirilmekte ve yaklaşık 37 km uzunluğunda bir yüzey kırığı oluşturmuştur.
3.2.2. Son Dönemdeki Önemli Depremler
Son yıllarda Edremit Körfezi ve çevresinde devam eden sismik aktivite, süregelen tektonik süreçleri vurgulamaktadır. 29 Nisan 2019 tarihinde Edremit Körfezi-Ege Denizi merkez üssünde Ml=4.5 (Mw=4.3) büyüklüğünde, yaklaşık 12 km odak derinliğinde sığ odaklı bir deprem meydana gelmiştir. Daha yakın ve daha güçlü bir olay olan 21 Ocak 2025 Edremit Körfezi depremi ise ML 5.3 (Mw 5.0) büyüklüğünde ve 7.1 km odak derinliğinde çok sığ odaklı bir depremdir. Ayrıca, 1912 Mürefte (M 7.3), 1935 Erdek (M 6.4), 1942 Bigadiç (M 6.1), 1964 Manyas (M 7.0) gibi daha geniş Balıkesir bölgesini etkileyen önemli depremler de yaşanmıştır.
3.2.3. Güncel Sismik Aktivite ve Mikrosismisite
Edremit Körfezi ve çevresindeki Balıkesir ili sürekli mikrosismisite (küçük büyüklükteki depremler) yaşamaktadır. AFAD'ın Balıkesir için son deprem verileri, özellikle Sındırgı gibi bölgelerde sık sık meydana gelen çok sayıda küçük büyüklükteki olayı (örneğin, ML 1.7 ila MW 3.8) göstermektedir. Bu küçük olaylar, altta yatan fay sistemlerinin aktif doğasını doğrulamaktadır.
4. Sismik Tehlike ve Risk Analizi
4.1. Türkiye Deprem Tehlike Haritası ve Balıkesir'in Konumu
Türkiye'nin sismik tehlike değerlendirme yaklaşımı önemli ölçüde gelişmiştir. Balıkesir ilini Birinci Derece Deprem Bölgesi olarak sınıflandıran 1996 Deprem Bölgeleri Haritası yürürlükten kalkmıştır. 1 Ocak 2019 tarihinde yürürlüğe giren yeni "Türkiye Deprem Tehlike Haritası", niteliksel deprem bölgeleri yerine en büyük yer ivmesi değerlerini (PGA) göstermektedir. Balıkesir ili için, 475 yıllık tekrarlanma periyodu için PGA değeri 0.3-0.5g arasında değişmektedir, bu da bölgenin deprem tehlikesinin göreceli olarak yüksek olduğunu açıkça göstermektedir.
4.2. Fayların Deprem Üretme Potansiyeli
Edremit Körfezi ve çevresindeki Balıkesir bölgesindeki aktif fay sistemleri, gelecekte yıkıcı depremler üretme konusunda önemli bir potansiyele sahiptir. Edremit Fay Zonu, Havran-Balıkesir Fay Zonu ve Yenice-Gönen Fayı'nın Mw=7.2 büyüklüğünde depremler üretebileceği özellikle belirtilmektedir. Prof. Dr. Naci Görür, Marmara bölgesi ve Kuzey Ege'nin, Edremit Körfezi de dahil olmak üzere, son yıllarda önemli miktarda gerilme biriktirdiğini ve bunun büyük bir deprem olasılığını artırdığını belirtmiştir.
4.3. Zemin Yapısı ve Sıvılaşma Potansiyeli
Yerel jeolojik koşullar, özellikle alüvyal birikintilerin yaygınlığı, yer büyütmesi ve sıvılaşma potansiyelini artırarak Edremit Körfezi bölgesindeki sismik riski önemli ölçüde etkilemektedir. Jeofizik mühendisi Prof. Dr. Emin Ulugergerli, Edremit'teki zeminin ağırlıklı olarak alüvyal olduğunu vurgulamıştır. Alüvyal zeminler, depremler sırasında olumsuz davranış sergileyebilir ve doygun hale geldiklerinde sıvılaşmaya karşı oldukça hassastır.
Hamidiye ve Çıkrıkçı mahalleleri gibi belirli alanlar için yapılan ayrıntılı jeolojik-jeoteknik çalışmalar, sıvılaşma potansiyelinin somut örneklerini sunmaktadır. Bu alanlar "Önlemli Alan 1.1 (ÖA-1.1): Sıvılaşma Tehlikesi Açısından Önlemli Alanlar" olarak tanımlanmıştır. Bu alanlarda, projeye özgü temel ve zemin etütlerinde zemin parametrelerinin ayrıntılı analizi, belirlenen sorunlar için mühendislik önlemlerinin uygulanması, sel riskini önleyici tedbirler ve uygun drenaj sağlanması gibi kritik mühendislik önlemleri belirtilmektedir.
4.4. Tsunami Riski ve Yerel Etkileri
Ege Denizi ve Doğu Akdeniz, Mw ≥ 6.5 büyüklüğündeki sığ depremlerin kıyılarda 0.5m dalga yüksekliğinde tsunamilere neden olabileceği bölgelerdir. Kuzey Ege'de 1 metreye varan tsunamiler görülebilmektedir. Edremit Körfezi'nin kendisi için tsunami riski düşük ila orta olarak kabul edilmektedir. Ancak, Edremit Körfezi'nin "daha kapalı koylar" olması gibi kendine özgü batimetrisi ve morfolojisi, körfez içinde bir rezonans etkisine yol açarak yerel su seviyesi yükselmelerine neden olabilir.
5. Depreme Karşı Hazırlık ve Risk Azaltma Çalışmaları
Yüksek sismik tehlikeyi göz önünde bulundurarak, Balıkesir ili ve yerel belediyeleri kapsamlı afet yönetimi stratejileri uygulamış ve aktif olarak sürdürmektedir.
5.1. Ulusal ve Yerel Afet Yönetimi Stratejileri
Balıkesir İl Afet Risk Azaltma Planı (İRAP), ilin afet potansiyelini ve olası etkilerini en aza indirmek için afetler olmadan önce gerçekleştirilmesi gereken planlama ve çalışmaları tanımlayan, sürdürülebilir bir plandır. İRAP, AFAD tarafından oluşturulan bir rehber doğrultusunda, ilgili kamu kurum ve kuruluşları, yerel yönetimler, üniversiteler ve sivil toplum kuruluşlarının katılımıyla hazırlanmıştır. İRAP'ta belediyeler için yapı stoku envanterinin oluşturulması, kentsel dönüşüm strateji belgelerinin hazırlanması ve sıvılaşma haritalarının güncellenmesi gibi belirli sorumluluklar belirlenmiştir.
Balıkesir Büyükşehir Belediyesi de kenti depreme dayanıklı bir kentsel alana dönüştürmek için aktif olarak çalışmaktadır. Bu kapsamda "Balıkesir Dönüşüm Kongresi" düzenlenmiş , "Balıkesir Planlama Ajansı" kurulmuş ve "İl Yerel Deprem Kurulu" oluşturulmuştur. Ayrıca, Adnan Menderes ve Kızpınarı mahalleleri içinde 5.42 hektarlık alan gibi belirli bölgeler, depreme dayanıklı binaların inşa edileceği Kentsel Dönüşüm ve Gelişim Proje Alanları olarak ilan edilmiştir. Belediye, 678 kişilik bir arama kurtarma ekibi kurmuş ve olası afet senaryoları için 1679 toplanma alanı ile 63 adet çadır kent/konteyner kapasiteli barınma alanı hazırlamaktadır.
5.2. Kentsel Dönüşüm ve Yapı Stokunun Güçlendirilmesi
Türkiye'deki kentsel dönüşüm, özellikle eski ve depreme dayanıklı olmayan binaları hedef almaktadır. Süreç, "Riskli Yapı Tespiti" raporuyla başlamakta ve mülk sahipleri için devlet teşvikiyle konut kredilerinden düşük faiz, kira yardımı ve vergi muafiyetleri gibi avantajlar sunulmaktadır.
Edremit Belediyesi, "Hızlı Tarama Yöntemi İle Bina Tespiti" projesini uygulamaktadır. Temel amaç, şehirdeki binaların "Deprem Güvenliği Oranı"nı tespit etmektir. Bu proje, vatandaşların binalarının değerlendirilmesi için çevrimiçi başvuru yapmalarına olanak tanımaktadır. Benzer yöntemler, binalardaki demir sayısı, korozyon miktarı ve beton sertlik derecesi gibi faktörleri değerlendirerek binanın deprem güvenlik oranını belirlemektedir.
5.3. Toplumsal Farkındalık ve Gönüllülük Esaslı Çalışmalar
Yapısal müdahalelerin ötesinde, halkın bilinçlendirilmesi ve topluluk temelli girişimler aracılığıyla toplumsal direncin oluşturulması, etkili afet yönetimi için hayati öneme sahiptir. Edremit Demokrasi Platformu tarafından "Edremit Depremle Yüzleşiyor" başlıklı bir panel düzenlenmiştir. Panelde, Prof. Dr. Emin Ulugergerli, depremlerin doğal bir gerçek olduğunu ve hazırlıklı olmanın anahtar olduğunu vurgulamıştır. Hüseyin Karadayı ise, Maraş deprem bölgesindeki deneyimlerinden yola çıkarak, depremin hemen ardından vatandaşların kritik rolünü vurgulamış, ilk 3-4 günde kurtarmaların %93'ünün vatandaşlar tarafından yapıldığını belirtmiştir.
Panelin ardından, her mahallede "Mahalle Gönüllüleri"nin belirlenmesi ve bu gönüllüler için afet eğitimlerinin başlatılması kararları alınmıştır. Bu, riskleri önceden hesaplama, afet ve acil durum planı yapma, binaların sağlamlığını kontrol ettirme, eşyaları sabitleme ve deprem sırasında ve sonrasında neler yapılacağını öğrenme gibi hazırlık için temel adımları atma konusunda vatandaşlara yönelik daha geniş tavsiyelerle uyumludur.
6. Sonuç ve Öneriler
6.1. Edremit Körfezi İçin Genel Değerlendirme
Edremit Körfezi bölgesi, aktif fay sistemleri ve yaygın alüvyal zeminler nedeniyle önemli bir sismik tehlike altındadır. Geçmişte büyük depremlerin yaşanmış olması ve sıvılaşma potansiyeli, bölgenin kırılganlığını artırmaktadır. Yerel yönetimler ve sivil toplum kuruluşları, risk azaltma planları, kentsel dönüşüm ve topluluk temelli hazırlık programları aracılığıyla proaktif bir duruş sergilemektedir.
6.2. Kısa, Orta ve Uzun Vadeli Öneriler
Edremit Körfezi bölgesinin sismik direncini daha da artırmak için aşağıdaki öneriler sunulmaktadır:
- Yapısal Önlemler: Tüm yeni yapılar için sismik yapı yönetmeliklerini sıkı bir şekilde uygulamak ve güncellemek. Mevcut yapı stokunun, özellikle eski veya kırılgan zeminlerde bulunanların, hızlı tarama ve ayrıntılı yapısal değerlendirmesine öncelik vermek. Kentsel dönüşüm ve bina güçlendirme programlarını hızlandırmak, finansal ve idari teşviklerin mülk sahipleri için çekici ve erişilebilir kalmasını sağlamak. Bu, can kaybını ve ekonomik kayıpları azaltmanın en doğrudan yoludur.
- Kentsel Planlama ve Arazi Kullanımı: Tüm kentsel gelişim ve imar planlarına ayrıntılı mikrozonlama çalışmaları ve sahaya özgü jeoteknik araştırmaları entegre etmek. "Sıvılaşma Tehlikesi Açısından Önlemli Alanlar" (ÖA-1.1) ve diğer jeolojik olarak kararsız bölgelerde yeni inşaatı kesinlikle yasaklamak veya ciddi şekilde kısıtlamak. Bu tür alanlarda inşaat kaçınılmaz olduğunda, mühendislik en iyi uygulamalarına göre gelişmiş zemin iyileştirme teknikleri ve özel temel tasarımları zorunlu kılmak.
- Erken Uyarı Sistemleri ve Acil Durum Yönetimi: Kapalı Edremit Körfezi içindeki rezonans etkileri potansiyelini dikkate alarak yerel tsunami erken uyarı sistemlerini geliştirmek ve entegre etmek. Balıkesir İl Afet Müdahale Planı'nı (TAMP-BALIKESİR) kapsamlı saha ve masa başı tatbikatlarla düzenli olarak güncellemek ve test etmek. Kıyı bölgeleri için açık, erişilebilir ve iyi işaretlenmiş tahliye yollarını sağlamak ve sık sık halk tatbikatları yapmak.
- Toplumsal Direnç ve Eğitim: Deprem ve tsunami hazırlığına yönelik kamuoyu bilinçlendirme kampanyalarını sürdürmek ve genişletmek. "Mahalle Gönüllüleri"ni temel arama kurtarma, ilk yardım ve acil durum iletişimi konularında sistematik olarak eğitmek ve onları resmi afet müdahale yapılarına entegre etmek. Her mahallede yerel afet komitelerinin oluşumunu ve güçlendirilmesini teşvik etmek.
- Bilimsel Araştırmaların Devamlılığı: Tekrarlanma aralıklarını iyileştirmek için tüm aktif fay segmentleri üzerinde ayrıntılı paleosismolojik çalışmalar, su altı fay uzantılarını haritalamak için yüksek çözünürlüklü deniz jeofizik araştırmaları ve kabuk deformasyonunu ve gerilme birikimini takip etmek için sürekli jeodezik izleme dahil olmak üzere devam eden bilimsel araştırmalar için sürekli finansman sağlamak. Mikrosismisiteyi yakalamak ve deprem parametrelerinin belirlenmesini iyileştirmek için gelişmiş sismik izleme ağlarına yatırım yapmak.







