Yenilenebilir Enerjide Yeni Dönem: TBMM’den Geçen Yasa ile ÇED Süreçleri Sadeleşti, Yatırımlar Hızlanacak
Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde kabul edilen ve 24 Temmuz 2025 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 7554 sayılı kanun, çevre ve enerji alanında önemli düzenlemeleri beraberinde getirdi. Maden ve çevre yasalarında değişiklik öngören yasa kapsamında, özellikle yenilenebilir enerji yatırımlarının önündeki bürokratik engellerin azaltılması hedefleniyor.
Yasaya ilişkin değerlendirmelerde bulunan Enerji Sanayicileri ve İş İnsanları Derneği (ENSİA) Yönetim Kurulu Başkanı Alper Kalaycı, en dikkat çekici değişikliklerden birinin Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED) süreçlerinin sadeleşmesi olduğunu belirtti. Kalaycı, bu düzenlemeyle birlikte, ÇED raporunun artık enerji yatırımları için bir ön koşul olmaktan çıktığını, diğer izin süreçlerinin ÇED süreciyle eş zamanlı olarak başlatılabileceğini söyledi.
Enerjide Zaman Kazanımı: 5 Yıl Beklemek Yerine 2 Yılda Devreye Giriş Mümkün
Yatırımcıların bugüne kadar karşılaştığı en büyük sorunlardan biri olan uzun izin süreçlerinin, bu yasa sayesinde kısalacağına işaret eden Kalaycı, “Artık yatırımcılar ÇED başvuruları devam ederken imar planı ve ruhsat işlemlerine de başlayabilecek. Bu durum, bekleme süresindeki projelerin sahaya inmesini hızlandıracaktır” dedi. Kalaycı’ya göre, özellikle rüzgâr enerjisinde projeye başlama ile devreye alma arasında geçen süre, yaklaşık 5 yıldan 2 yılın altına inecek ve bu sayede Türkiye, Avrupa’daki birçok ülkenin önüne geçecek.
Tavan Fiyat Baskısı ve Dağıtım Bedellerine Vurgu
Elektrik piyasasında uygulanan tavan fiyat politikası ve sürekli değişen dağıtım-iletim bedelleri gibi kalemlerin yatırımcılar üzerinde baskı oluşturduğunu belirten Kalaycı, enerji bürokrasisinin bu konuda atacağı adımların yabancı yatırımcının Türkiye’ye ilgisini artıracağına dikkat çekti.
Kalaycı ayrıca, Türkiye’nin 2035 yılı için belirlediği 120 bin MW’lik rüzgâr ve güneş enerjisi kurulu güç hedefine ulaşabilmesi için her yıl rüzgârda 3 bin MW, güneşte ise 5 bin 500 MW kapasitenin devreye alınması gerektiğini hatırlattı ve “Yasa çıktı, şimdi alt mevzuatların da hızla tamamlanması gerekiyor” dedi.
Orman Vasıflı Alanlarda GES Kurulması Endişesi
Yasanın 15. maddesi ile orman vasıflı taşınmazlarda rüzgâr ve güneş enerji santrali kurulmasına dair izin süreçlerinin sadeleştirilmesi, çevre hassasiyetlerini yeniden gündeme getirdi. ENSİA Başkanı Kalaycı, bu konuda çekincelerini net bir şekilde dile getirdi:
“Orman olmasa bile vasfı orman olan alanlara GES yapılmasını doğru bulmuyoruz. Daha önce İzmir Karaburun’da zeytinliklerin kesilip yerine GES kurulmasına da tepki göstermiştik. Yatırımlar doğaya zarar vermemeli; teknik ve çevresel şartlardan taviz verilmemeli.”
Haziran ve Temmuz aylarında sadece İzmir’de 25 bin hektardan fazla orman ve mera alanının yandığını hatırlatan Kalaycı, bu alanların eski vasıflarına kavuşturulması gerektiğini ve kesinlikle yapılaşmaya açılmaması gerektiğini vurguladı.
GES’lerin Arazi Baskısı ve Kamulaştırma Süreçleri
Güneş enerjisi santrallerinin geniş arazi ihtiyacına da değinen Kalaycı, geçmişte rüzgâr santrallerine entegre edilen hibrit GES yatırımlarının, orman vasıflı alanlarda sıkıntı yarattığını belirtti. Yasada ayrıca acele kamulaştırma karar süreçlerinin hızlandırılması da dikkat çeken düzenlemelerden biri oldu. Kalaycı, özellikle Ege Bölgesi’nde sık karşılaşılan çevresel ve sosyal hassasiyetlerin, yatırımcılar ve kamu otoriteleri tarafından ortak akılla ve dikkatle yürütülmesi gerektiğinin altını çizdi.
Yeni yasa ile birlikte Türkiye’nin enerji yatırımlarında hem hızlanması hem de çevre hassasiyetini koruması beklentisi, sektörde umutla ancak temkinli bir şekilde karşılanıyor.




