1. Giriş: Plansız Alanlar ve İmar Mevzuatının Hukuki Temelleri
Türkiye'nin imar mevzuatının temelini oluşturan 3194 sayılı İmar Kanunu, yerleşim alanlarının düzenli ve sağlıklı gelişimini sağlamayı amaçlar. Ancak, ülkenin geniş coğrafyasında her alanın detaylı imar planlarıyla düzenlenmesi mümkün değildir. Bu bağlamda, "plansız alanlar" kavramı, imar planı bulunmayan yerlerdeki yapılaşma süreçlerini yönetmek için hayati bir rol oynar. Bu alanlar, özellikle kırsal bölgelerde ve kentsel gelişim baskısı altındaki çeperlerde önemli bir yer tutar.
Plansız Alanlar İmar Yönetmeliği (PAİY), 02.11.1985 tarihli ve 18916 Mükerrer sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir. Yönetmeliğin temel amacı, belediye ve mücavir alan sınırları içinde ve dışında kalan, imar planı bulunmayan alanlardaki yapılaşmaların fen, sağlık ve çevre şartlarına uygun bir şekilde gerçekleşmesini sağlamaktır. Bu, plansız alanlarda dahi belirli bir düzen ve standart getirme çabasını yansıtmaktadır. Yönetmelik, 3194 sayılı İmar Kanunu hükümlerine dayanılarak hazırlanmıştır. Bu yasal dayanak, Yönetmeliğin bağlayıcılığını ve uygulama gücünü sağlamaktadır.
İmar Kanunu, planlı alanlar için detaylı düzenlemeler öngörürken, plansız alanlar için genel bir çerçeve çizer. Bu durum, plansız alanlarda ortaya çıkabilecek yapılaşma ihtiyaçlarını ve potansiyel karmaşayı yönetmek için özel bir düzenleyiciye ihtiyaç doğurmuştur. PAİY, tam da bu hukuki boşluğu doldurarak, planlama sürecinin henüz tamamlanmadığı veya hiç yapılmayacağı bölgelerde dahi asgari yapılaşma standartlarını ve denetim mekanizmalarını tesis eder. Bu düzenleme, hem kamu sağlığı ve güvenliği hem de çevresel sürdürülebilirlik açısından kritik öneme sahiptir. Yönetmelik, kentsel alanların plansız yayılımını bir nebze kontrol altına alarak, daha sürdürülebilir ve yaşanabilir bir çevre oluşturma çabasının bir parçasıdır. Ancak, planlama eksikliğinin getirdiği temel sorunları çözmek yerine, mevcut durumu "yönetmeye" odaklanmaktadır. Bu durum, plansız alanların dinamik doğası ve sürekli değişen ihtiyaçlar karşısında mevzuatın adaptasyon kabiliyetinin önemini vurgulamaktadır.
2. Plansız Alan Nedir? Hukuki Tanımı ve Gelişimi
"Plansız alan" terimi, Türk imar mevzuatında belirli bir hukuki çerçeveye oturmuştur. Bu alanların tanımı ve Yönetmeliğin tarihsel gelişimi, mevzuatın adaptasyon yeteneğini göstermektedir.
"Plansız Alan" Teriminin Yönetmelik Kapsamındaki Detaylı Tanımı
Plansız alanlar, en temel tanımıyla, belediye ve mücavir alanlar içinde ve dışında kalan, imar planı bulunmayan yerler olarak tanımlanmaktadır. Bu tanım, 2021 yılında yapılan değişikliklerle "planı bulunmayan" ibaresinin "imar planı bulunmayan" olarak netleştirilmesiyle daha da belirginleşmiştir. Bu netleştirme, yönetmeliğin yalnızca imar planı olmayan alanlara odaklandığını vurgulamaktadır. Yönetmelik ayrıca "Yerleşik alan" terimini de tanımlar: Belediye ve mücavir alan sınırları içindeki imar planı bulunmayan mevcut yerleşmelerin (mahalle, köy ve mezralar) müstakbel gelişme alanlarını da içine alan ve sınırları Belediye Meclislerince karara bağlanan alanlardır. Bu tanım, plansız alanların sadece mevcut yerleşimleri değil, aynı zamanda gelecekteki büyüme potansiyeli olan bölgeleri de içerdiğini göstermektedir.
Yönetmeliğin Resmi Adı ve Yürürlük Tarihi
Yönetmelik, ilk olarak 02.11.1985 tarihli ve 18916 Mükerrer sayılı Resmî Gazete'de "Belediye ve Mücavir Alan Sınırları İçinde ve Dışında Planı Bulunmayan Alanlarda Uygulanacak İmar Yönetmeliği" adıyla yayımlanmıştır. Yürürlüğe giriş tarihi ise 09.11.1985'tir. Bu tarih, Yönetmeliğin Türkiye'deki plansız alanlardaki yapılaşmayı düzenleme serüveninin başlangıcını işaret etmektedir.
Yönetmelik Adındaki Değişikliklerin Tarihsel Süreci
Yönetmeliğin adı, 30.06.2001 tarih ve 24448 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan yönetmelik ile "Plansız Alanlar İmar Yönetmeliği" olarak değiştirilmiştir. Bu değişiklik, yönetmeliğin kapsamını ve odak noktasını daha kısa ve öz bir şekilde ifade etmeyi amaçlamıştır. Mevzuatın adının ve bazı temel ibarelerinin zaman içinde değişmesi ("planı bulunmayan"dan "imar planı bulunmayan"a geçiş gibi) , imar mevzuatının statik olmadığını, aksine değişen ihtiyaçlara, kentsel gelişim dinamiklerine ve hukuki yorumlara göre sürekli güncellendiğini göstermektedir. Bu durum, mevzuatın sadece bir kural bütünü değil, aynı zamanda yaşayan, evrilen bir sistem olduğunu ortaya koymaktadır. Bu terminolojik evrim, yasal metinlerin zamanla daha spesifik ve açıklayıcı hale getirilmesi ihtiyacını yansıtmaktadır. Aynı zamanda, "plansız alan" kavramının sadece belediye sınırlarıyla sınırlı olmadığını, kırsal ve mücavir alanları da içerdiğini vurgulayarak, düzenlemenin coğrafi kapsamının genişliğini pekiştirmektedir. Bu durum, yerel yönetimlerin yetki ve sorumluluk alanlarını belirlemede kritik bir rol oynamaktadır.
3. Plansız Alanlar İmar Yönetmeliği'nin Uygulama Alanları ve Kapsamı
Plansız Alanlar İmar Yönetmeliği, geniş bir coğrafi yelpazede, imar planı bulunmayan farklı nitelikteki alanlarda uygulanır. Yönetmeliğin 2. maddesi , 2021 yılında yapılan önemli değişikliklerle uygulama alanlarını daha da netleştirmiştir:
- Belediye ve Mücavir Alan Sınırları İçindeki Plansız Yerler: İmar planı bulunmayan ve/veya son nüfus sayımına göre nüfusu 10.000'in altında olan belediyelerin yerleşik alan sınırları içinde uygulanır. Ayrıca, belediye ve mücavir alan sınırları içindeki köy ve mezraların yerleşik alanlarında da Yönetmelik hükümleri geçerlidir.
- Belediye ve Mücavir Alan Sınırları Dışındaki Köy ve Mezra Yerleşik Alanları ve Civarı: Bu kategori, belediye ve mücavir alan sınırları dışında imar planı bulunmayan köy ve mezraların yerleşik alanları ve yakın çevresini kapsar. "Yerleşik alan" tanımı, belediye ve mücavir alan sınırları içindeki imar planı bulunmayan mevcut yerleşmelerin (mahalle, köy ve mezralar) müstakbel gelişme alanlarını da içine alan ve sınırları Belediye Meclislerince karara bağlanan alanlardır. 2021 değişiklikleriyle, köy ve mezraların yerleşik alanı civarı tanımı genişletilmiş, mevcut binaların en dış kenarlarından geçirilen çizgi ile en fazla 300 metre dışından geçirilecek sınırın içinde kalan alan olarak belirlenmiştir. Bu, eski 100 metrelik civar sınırının 300 metreye çıkarılması anlamına gelmektedir.
- İskan Dışı Alanlar (İmar Planı ve Yerleşik Alan Sınırları Dışında Kalan Alanlar): Herhangi bir imar planı veya yerleşik alan sınırı dışında kalan, genellikle dağınık yapılaşmanın olduğu bölgeler de bu Yönetmelik kapsamında değerlendirilir. "İskan dışı alan", imar planı ve yerleşik alan sınırları dışında kalan alanlardır.
- Büyükşehirlerdeki Kırsal Yerleşik Alanlar ve Civarı: 2021 değişiklikleriyle eklenen önemli bir maddeye göre, 3194 sayılı İmar Kanunu'nun 8. maddesinin birinci fıkrasının (ğ) bendi kapsamında büyükşehir belediyelerince tespiti yapılmış olup uygulama imar planı bulunmayan kırsal yerleşik alan ve civarında da Yönetmelik uygulanır. "Kırsal yerleşik alan ve civarı" tanımı, büyükşehirlerde ilçe belediye meclisinin teklifi üzerine büyükşehir belediye meclisince kararlaştırılan yerlerdeki köy ortak yapıları ve mevzuata uygun inşa edilmiş yapıların toplu bulunduğu yerlerdeki mevcut binaların en dış kenarlarından geçirilen çizginin içinde kalan alanı "kırsal yerleşik alanı", bu çizgi ile en fazla 300 metre dışından geçirilecek sınırı ise "kırsal yerleşik alan civarı" olarak tanımlar.
Belirtilen tüm bu alanların onaylı bir çevre düzeni planı kapsamında kalması halinde, öncelikle çevre düzeni planı kararlarına uyulur. Bu durum, planlama hiyerarşisinde çevre düzeni planlarının üstünlüğünü göstermektedir.
Yönetmeliğin uygulama alanlarının zaman içinde güncellenmesi, özellikle 2021'deki "kırsal yerleşik alan ve civarı" tanımının eklenmesi , Türkiye'deki kentsel ve kırsal dinamiklerin değiştiğini göstermektedir. Büyükşehir belediyelerinin kırsal alanları da kapsama alması, bu bölgelerdeki plansız yapılaşmanın önüne geçme veya en azından belirli standartlara bağlama çabasını yansıtmaktadır. Bu genişleme, kırsal alanların sadece tarımsal üretim veya geleneksel yaşam alanları olmaktan çıkıp, kentsel baskıya maruz kalan, ikinci konut veya hobi bahçesi gibi kullanımlarla karşılaşan bölgeler haline geldiğini göstermektedir. Yönetmelik, bu dönüşümü tamamen durduramasa da, belirli bir düzen içinde tutmaya çalışmaktadır. Ancak bu durum, tarım arazilerinin tahribi ve yasa dışı yapılaşmanın artması gibi eleştirilere de yol açmaktadır. Bu durum, mevzuatın sadece teknik standartları değil, aynı zamanda sosyo-ekonomik ve çevresel sonuçları da dikkate alması gerektiğini gösteren önemli bir çelişkidir.
Yerleşik alan sınırlarının tespitinde afet riski taşıyan alanlar (taşkın, heyelan, çığ, kaya düşmesi), dere yatağı, sıhhi ve jeolojik açıdan yapılaşmaya mahzurlu alanlar ile tarım, orman, mera ve korunan alanların dikkate alınması zorunluluğu , Yönetmeliğin sadece yapılaşma kurallarını belirlemekle kalmayıp, aynı zamanda çevresel sürdürülebilirlik ve afet dirençliliği hedeflerini de gözettiğini göstermektedir. Özellikle 2023 depremlerinden sonra getirilen geçici maddeler bu hassasiyetin artan önemini vurgulamaktadır. PAİY, sadece "plansız" olmanın getirdiği boşluğu doldurmakla kalmıyor, aynı zamanda yapılaşmanın çevresel etkilerini ve afet risklerini minimize etme konusunda proaktif bir rol üstleniyor. Bu, imar mevzuatının sadece ekonomik ve sosyal değil, aynı zamanda ekolojik ve güvenlik boyutlarını da kapsayan bütüncül bir yaklaşım benimsediğini göstermektedir.
Tablo 1: Plansız Alanlar İmar Yönetmeliği Uygulama Alanları ve Kapsamı
|
Türkiye'nin imar mevzuatının temelini oluşturan 3194 sayılı İmar Kanunu, yerleşim alanlarının düzenli ve sağlıklı gelişimini sağlamayı amaçlar. Ancak, ülkenin geniş coğrafyasında her alanın detaylı imar planlarıyla düzenlenmesi mümkün değildir. Bu bağlamda, "plansız alanlar" kavramı, imar planı bulunmayan yerlerdeki yapılaşma süreçlerini yönetmek için hayati bir rol oynar. Bu alanlar, özellikle kırsal bölgelerde ve kentsel gelişim baskısı altındaki çeperlerde önemli bir yer tutar. Plansız Alanlar İmar Yönetmeliği (PAİY), 02.11.1985 tarihli ve 18916 Mükerrer sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir. Yönetmeliğin temel amacı, belediye ve mücavir alan sınırları içinde ve dışında kalan, imar planı bulunmayan alanlardaki yapılaşmaların fen, sağlık ve çevre şartlarına uygun bir şekilde gerçekleşmesini sağlamaktır. Bu, plansız alanlarda dahi belirli bir düzen ve standart getirme çabasını yansıtmaktadır. Yönetmelik, 3194 sayılı İmar Kanunu hükümlerine dayanılarak hazırlanmıştır. Bu yasal dayanak, Yönetmeliğin bağlayıcılığını ve uygulama gücünü sağlamaktadır. İmar Kanunu, planlı alanlar için detaylı düzenlemeler öngörürken, plansız alanlar için genel bir çerçeve çizer. Bu durum, plansız alanlarda ortaya çıkabilecek yapılaşma ihtiyaçlarını ve potansiyel karmaşayı yönetmek için özel bir düzenleyiciye ihtiyaç doğurmuştur. PAİY, tam da bu hukuki boşluğu doldurarak, planlama sürecinin henüz tamamlanmadığı veya hiç yapılmayacağı bölgelerde dahi asgari yapılaşma standartlarını ve denetim mekanizmalarını tesis eder. Bu düzenleme, hem kamu sağlığı ve güvenliği hem de çevresel sürdürülebilirlik açısından kritik öneme sahiptir. Yönetmelik, kentsel alanların plansız yayılımını bir nebze kontrol altına alarak, daha sürdürülebilir ve yaşanabilir bir çevre oluşturma çabasının bir parçasıdır. Ancak, planlama eksikliğinin getirdiği temel sorunları çözmek yerine, mevcut durumu "yönetmeye" odaklanmaktadır. Bu durum, plansız alanların dinamik doğası ve sürekli değişen ihtiyaçlar karşısında mevzuatın adaptasyon kabiliyetinin önemini vurgulamaktadır. 2. Plansız Alan Nedir? Hukuki Tanımı ve Gelişimi "Plansız alan" terimi, Türk imar mevzuatında belirli bir hukuki çerçeveye oturmuştur. Bu alanların tanımı ve Yönetmeliğin tarihsel gelişimi, mevzuatın adaptasyon yeteneğini göstermektedir. "Plansız Alan" Teriminin Yönetmelik Kapsamındaki Detaylı Tanımı Plansız alanlar, en temel tanımıyla, belediye ve mücavir alanlar içinde ve dışında kalan, imar planı bulunmayan yerler olarak tanımlanmaktadır. Bu tanım, 2021 yılında yapılan değişikliklerle "planı bulunmayan" ibaresinin "imar planı bulunmayan" olarak netleştirilmesiyle daha da belirginleşmiştir. Bu netleştirme, yönetmeliğin yalnızca imar planı olmayan alanlara odaklandığını vurgulamaktadır. Yönetmelik ayrıca "Yerleşik alan" terimini de tanımlar: Belediye ve mücavir alan sınırları içindeki imar planı bulunmayan mevcut yerleşmelerin (mahalle, köy ve mezralar) müstakbel gelişme alanlarını da içine alan ve sınırları Belediye Meclislerince karara bağlanan alanlardır. Bu tanım, plansız alanların sadece mevcut yerleşimleri değil, aynı zamanda gelecekteki büyüme potansiyeli olan bölgeleri de içerdiğini göstermektedir. Yönetmeliğin Resmi Adı ve Yürürlük Tarihi Yönetmelik, ilk olarak 02.11.1985 tarihli ve 18916 Mükerrer sayılı Resmî Gazete'de "Belediye ve Mücavir Alan Sınırları İçinde ve Dışında Planı Bulunmayan Alanlarda Uygulanacak İmar Yönetmeliği" adıyla yayımlanmıştır. Yürürlüğe giriş tarihi ise 09.11.1985'tir. Bu tarih, Yönetmeliğin Türkiye'deki plansız alanlardaki yapılaşmayı düzenleme serüveninin başlangıcını işaret etmektedir. Yönetmelik Adındaki Değişikliklerin Tarihsel Süreci Yönetmeliğin adı, 30.06.2001 tarih ve 24448 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan yönetmelik ile "Plansız Alanlar İmar Yönetmeliği" olarak değiştirilmiştir. Bu değişiklik, yönetmeliğin kapsamını ve odak noktasını daha kısa ve öz bir şekilde ifade etmeyi amaçlamıştır. Mevzuatın adının ve bazı temel ibarelerinin zaman içinde değişmesi ("planı bulunmayan"dan "imar planı bulunmayan"a geçiş gibi) , imar mevzuatının statik olmadığını, aksine değişen ihtiyaçlara, kentsel gelişim dinamiklerine ve hukuki yorumlara göre sürekli güncellendiğini göstermektedir. Bu durum, mevzuatın sadece bir kural bütünü değil, aynı zamanda yaşayan, evrilen bir sistem olduğunu ortaya koymaktadır. Bu terminolojik evrim, yasal metinlerin zamanla daha spesifik ve açıklayıcı hale getirilmesi ihtiyacını yansıtmaktadır. Aynı zamanda, "plansız alan" kavramının sadece belediye sınırlarıyla sınırlı olmadığını, kırsal ve mücavir alanları da içerdiğini vurgulayarak, düzenlemenin coğrafi kapsamının genişliğini pekiştirmektedir. Bu durum, yerel yönetimlerin yetki ve sorumluluk alanlarını belirlemede kritik bir rol oynamaktadır. 3. Plansız Alanlar İmar Yönetmeliği'nin Uygulama Alanları ve Kapsamı Plansız Alanlar İmar Yönetmeliği, geniş bir coğrafi yelpazede, imar planı bulunmayan farklı nitelikteki alanlarda uygulanır. Yönetmeliğin 2. maddesi , 2021 yılında yapılan önemli değişikliklerle uygulama alanlarını daha da netleştirmiştir:
Belirtilen tüm bu alanların onaylı bir çevre düzeni planı kapsamında kalması halinde, öncelikle çevre düzeni planı kararlarına uyulur. Bu durum, planlama hiyerarşisinde çevre düzeni planlarının üstünlüğünü göstermektedir. Yönetmeliğin uygulama alanlarının zaman içinde güncellenmesi, özellikle 2021'deki "kırsal yerleşik alan ve civarı" tanımının eklenmesi , Türkiye'deki kentsel ve kırsal dinamiklerin değiştiğini göstermektedir. Büyükşehir belediyelerinin kırsal alanları da kapsama alması, bu bölgelerdeki plansız yapılaşmanın önüne geçme veya en azından belirli standartlara bağlama çabasını yansıtmaktadır. Bu genişleme, kırsal alanların sadece tarımsal üretim veya geleneksel yaşam alanları olmaktan çıkıp, kentsel baskıya maruz kalan, ikinci konut veya hobi bahçesi gibi kullanımlarla karşılaşan bölgeler haline geldiğini göstermektedir. Yönetmelik, bu dönüşümü tamamen durduramasa da, belirli bir düzen içinde tutmaya çalışmaktadır. Ancak bu durum, tarım arazilerinin tahribi ve yasa dışı yapılaşmanın artması gibi eleştirilere de yol açmaktadır. Bu durum, mevzuatın sadece teknik standartları değil, aynı zamanda sosyo-ekonomik ve çevresel sonuçları da dikkate alması gerektiğini gösteren önemli bir çelişkidir. Yerleşik alan sınırlarının tespitinde afet riski taşıyan alanlar (taşkın, heyelan, çığ, kaya düşmesi), dere yatağı, sıhhi ve jeolojik açıdan yapılaşmaya mahzurlu alanlar ile tarım, orman, mera ve korunan alanların dikkate alınması zorunluluğu , Yönetmeliğin sadece yapılaşma kurallarını belirlemekle kalmayıp, aynı zamanda çevresel sürdürülebilirlik ve afet dirençliliği hedeflerini de gözettiğini göstermektedir. Özellikle 2023 depremlerinden sonra getirilen geçici maddeler bu hassasiyetin artan önemini vurgulamaktadır. PAİY, sadece "plansız" olmanın getirdiği boşluğu doldurmakla kalmıyor, aynı zamanda yapılaşmanın çevresel etkilerini ve afet risklerini minimize etme konusunda proaktif bir rol üstleniyor. Bu, imar mevzuatının sadece ekonomik ve sosyal değil, aynı zamanda ekolojik ve güvenlik boyutlarını da kapsayan bütüncül bir yaklaşım benimsediğini göstermektedir. Tablo 1: Plansız Alanlar İmar Yönetmeliği Uygulama Alanları ve Kapsamı
Bu tablo, Yönetmeliğin uygulandığı farklı alan türlerini tek bir yerde toplayarak, uygulama kapsamını net bir şekilde görselleştirmeyi sağlar. Özellikle 2021 değişiklikleriyle eklenen "Büyükşehirlerde Kırsal Yerleşik Alanlar" kategorisi, mevzuatın güncel yapısını ve kentsel-kırsal ayrımındaki yeni yaklaşımları vurgular. Bu sayede, okuyucu Yönetmeliğin karmaşık uygulama alanlarını hızlıca kavrayabilir ve kendi ilgi alanına giren kısmı kolayca tespit edebilir. 4. Plansız Alanlarda Yapılaşma Esasları ve Genel Hükümler Plansız Alanlar İmar Yönetmeliği, plansız alanlarda belirli yapılaşma standartları getirerek, düzenli bir gelişim sağlamayı hedefler. Bu esaslar, parsel büyüklüklerinden bina yüksekliklerine, bahçe mesafelerinden mimari detaylara kadar geniş bir yelpazeyi kapsar. Parsel Büyüklükleri ve İfraz Koşulları Plansız alanlarda parsel oluşturma ve bölme işlemleri (ifraz) belirli kurallara tabidir. İfraz suretiyle elde edilecek parsellerin genişlikleri minimum 20 metre, parsel derinlikleri minimum 30 metreden az olamaz. Parsellerin tapu kadastro veya tapulama haritasında bulunan ve kamu eline geçmiş bir yola cephesinin bulunması şarttır. Parselden terk suretiyle yol oluşturulamaz. Çıkmaz sokaklara cephesi olan parseller ifraz edilemez ve ifraz suretiyle çıkmaz sokak oluşturulamaz. Köy ve mezraların yerleşik alanlarında ve civarında yapılacak ifraz işlemlerinde parsel genişlikleri 15 metreden, parsel derinlikleri 20 metreden az olamaz. İfraz suretiyle en fazla beş adet parsel elde edilebilir ve ifraz suretiyle elde edilen parsellerde ikinci kere ifraz yapılamaz. Ayrıca, ifraz suretiyle meydana gelecek yol, otopark, yeşil alan gibi kamunun yararlanacağı yerler, düzenleme ortaklık payı (DOP) olarak ifraz edilen parsel alanlarının %35'ini geçmemek şartıyla ilgili idare adına bedelsiz terk edilir. Yapılaşma Koşulları: Bahçe Mesafeleri, Bina Yükseklikleri ve Kat Adetleri Plansız alanlardaki yapıların konumu ve boyutları, belirlenen bahçe mesafeleri ve yükseklik kurallarına göre şekillenir.
Çıkmalar ve Saçaklar Gibi Mimari Detaylar Mimari detaylar da plansız alanlardaki yapılaşma kurallarının bir parçasıdır. Açık çıkmalar binanın her cephesinde, kapalı çıkmalar binanın yalnızca ön ve arka cephelerinde yapılabilir. Çıkmalar parsel sınırını taşamaz. Arka ve yan komşu mesafesi içinde kapalı çıkma yapılamaz. Ön bahçelerde yapılacak çıkmalar parselin yol sınırına 3.50 metreden fazla yaklaşamaz. Bitişik veya blok nizamda komşu sınırına 2.00 metreden fazla yaklaşamaz. Saçaklar 1.20 metreyi aşmayacak biçimde ve gereken genişlikte yapılabilir. 0.20 metreyi geçmeyen çıkıntılar, bina içine alınmamak koşuluyla çıkma sayılmaz. Bir Parselde Birden Fazla Yapı Yapılmasına İlişkin Kurallar Genel kural olarak, ifraz edilmedikçe bir parsel üzerine yapılacak konut, tarımsal ve hayvancılık amaçlı yapılar ve bunların lüzumlu müştemilat binaları dışında birden fazla yapı yapılamaz. Ancak, bir yapıda birden fazla bağımsız bölüm yapılabilir. 2021 değişikliği ile, 1500 m²'den büyük olan hisseli parsellerde, maliklerin muvafakati alınmak kaydıyla, binalar arasındaki mesafelerin 6.00 metreden az olmamak şartıyla, hissedar sayısını ve her durumda 3 adeti geçmemek üzere birden fazla bina yapılabilir. Bu durumda her bir binanın yapı inşaat alanı 250 m²'yi, toplam yapı inşaat alanı ise 750 m²'yi geçemez. (Eski yönetmelikte binalar arası mesafe 10.00 metre idi ). Konutlarda Bulunması Gereken Asgari Piyesler Her müstakil ev veya dairede en az 1 oturma odası, 1 yatak odası, 1 mutfak veya yemek pişirme yeri, 1 banyo veya yıkanma yeri ve 1 tuvalet bulunması gerekir. Bu piyeslerin doğrudan dışarıdan ışık ve hava alması şarttır. Diğer odalar mutfaktan, yıkanma yerleri ve helalar hava bacalarından faydalanabilir. Hol ve koridor genişlikleri 1.10 metreden az olamaz. Kapılarda eşik yapılamaz. Plansız Alanlar İmar Yönetmeliği'nin plansız alanlar için bu denli detaylı yapılaşma koşulları (parsel büyüklüğü, bahçe mesafeleri, kat adedi, çıkmalar vb.) getirmesi, "plansız" olmanın tamamen kuralsızlık anlamına gelmediğini, aksine belirli bir düzen ve öngörülebilirlik sağlamaya çalıştığını göstermektedir. Bu detaylar, aslında bir "mini imar planı" işlevi görerek, plansız alanlarda oluşabilecek kaotik yapılaşmayı engellemeyi amaçlar. Yönetmelik, plansız alanlardaki yapılaşmayı tamamen serbest bırakmak yerine, temel fen, sağlık ve çevre standartlarını koruyarak, kentsel dokuya uyumu ve asgari yaşam kalitesini temin etmeye çalışır. Bu durum, plansız alanların da belirli bir "planlama" mantığı içinde ele alındığını ortaya koymaktadır. Tablo 2: Plansız Alanlarda Temel Yapılaşma Koşulları
|


