İnovatif Teknoloji
Yayınlanma : 19 Eylül 2025 22:01
Düzenleme : 19 Eylül 2025 22:10

Bilim Kurgu Gerçek Oldu: Damarlarımızda Dolaşacak Mikroskobik Doktorlar

Bilim Kurgu Gerçek Oldu: Damarlarımızda Dolaşacak Mikroskobik Doktorlar
Fattal ve De Rosa Gibi Dev İsimler Ege'deydi: Nanoteknolojinin Bugünü ve Yarını Tartışıldı
Bilim Kurgu Gerçek Oldu: Damarlarımızda Dolaşacak Mikroskobik Doktorlar

GELECEĞİN İLAÇLARI EGE ÜNİVERSİTESİ'NDE ŞEKİLLENİYOR

bugün arsa yarın termal otel otelim var projesi

Ege Üniversitesi Eczacılık Fakültesi, “3. Nanoteknoloji ve İlaç Taşıyıcı Sistemlerde Yenilikler Sempozyumu” ile dünyanın dört bir yanından gelen bilim insanlarını bir araya getirerek, kanserden gen terapisine kadar birçok alanda tedavi umudu olan devrimsel teknolojileri masaya yatırdı.

İZMİR – Tıbbın sınırlarını zorlayan ve hastalıkların tedavisinde çığır açma potansiyeli taşıyan nanoteknoloji, Ege Üniversitesi’nin (EÜ) öncülüğünde İzmir’de bir bilim şölenine dönüştü. EÜ Eczacılık Fakültesi Farmasötik Teknoloji Anabilim Dalı tarafından düzenlenen “3. İlaç Taşıyıcı Sistemlerde Yenilikler (3rd Innovations in Nanotechnology and Drug Delivery) Sempozyumu”, alanında dünya çapında üne sahip akademisyenleri, sektör profesyonellerini ve geleceğin eczacılarını aynı çatı altında buluşturdu.

EÜ Eczacılık Fakültesi Konferans Salonu’nda yoğun bir katılımla gerçekleştirilen etkinlik, bilimin evrensel dilinde yeni iş birliklerinin ve ilham verici tartışmaların kapısını araladı.

“BİLİMSEL FİKİR ALIŞVERİŞİ İÇİN KIYMETLİ BİR ZEMİN”

Sempozyumun açılışına video mesajıyla katılan EÜ Eczacılık Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Hande Gürer Orhan, bilginin paylaşarak çoğaldığına vurgu yaptı. Prof. Dr. Orhan, mesajında, “Bu önemli etkinliğin hazırlanmasındaki özverili çalışmaları için Farmasötik Teknoloji Anabilim Dalı öğretim üye ve yardımcılarına teşekkür etmek isterim. Ulusal ve uluslararası düzeyde değerli konuşmacılarımızın akademik birikimleri ve katkıları, sempozyumumuzu büyük ölçüde zenginleştirdi. Katılımlarınız bizler için son derece kıymetli. Bugünkü programın, bilimsel fikir alışverişine, yeni iş birliklerine ve ilham verici tartışmalara vesile olacağına inanıyorum. Hepinize verimli ve keyifli bir sempozyum diliyorum,” diyerek etkinliğin vizyonunu ortaya koydu.

EGE ÜNİVERSİTESİ: AKADEMİ VE SANAYİ ARASINDA GÜÇLÜ BİR KÖPRÜ

Sempozyum Başkanlığını üstlenen Farmasötik Teknoloji Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Özgen Özer, anabilim dalının sadece akademik bir merkez olmakla kalmayıp, aynı zamanda endüstriye yön veren bir güç olduğunu belirtti. Prof. Dr. Özer, “Anabilim dalımız, Kozmetoloji ve Biyofarmasötik Farmakokinetik bilim dallarını da kapsayan geniş bir yelpazede faaliyet göstermektedir. 5 farklı yüksek lisans ve 2 doktora programına kayıtlı 60’tan fazla lisansüstü öğrencimizle bilimin geleceğini yetiştiriyoruz,” dedi.

Endüstri ile kurdukları güçlü bağların altını çizen Prof. Dr. Özer, sözlerine şöyle devam etti: “Endüstri için ulusal ve uluslararası alanda sayısız ilaç ve kozmetik ürün geliştirmekteyiz. Bu iş birliklerinin en somut ve başarılı örneklerinden biri, bugün aramızda olan değerli Prof. Dr. Elias Fattal ile birlikte geliştirdiğimiz, mikropartiküllerin kolajen-laminin bazlı dermal matrikslere yüklenmesiyle hazırlanan yara örtüsüdür. Klinik çalışmalarda büyük başarıya ulaşan bu proje, akademisyenler için uzun ve zorlu bir süreç olsa da, bizler için paha biçilmez bir deneyim oldu. Bu sempozyum, işte bu gibi başarılı iş birliklerinin doğacağı, nanoteknoloji ve ilaç alanındaki en güncel konuları değerlendireceğimiz değerli bir platformdur.”

BİLİMİN ZİRVESİNDEN UFUK AÇAN SUNUMLAR: AKILLI İLAÇLAR HEDEFE NASIL ULAŞIYOR?

Sempozyumun en çok beklenen anları, uluslararası konuşmacıların geleceğin tedavi yöntemlerini anlattığı oturumlar oldu. Paris-Saclay Üniversitesi’nden Prof. Dr. Elias Fattal ve Napoli Federico II Üniversitesi’nden Prof. Dr. Giuseppe De Rosa, yaptıkları sunumlarla katılımcılara adeta bir bilim kurgu filminin kapılarını araladı.

PROF. DR. ELIAS FATTAL: "NANOPARTİKÜL BİR OTOBÜSTÜR, YOLCUYU YOLDA BIRAKMAMALI"

Fransız Bilim Akademisi Onur Ödülü sahibi, duayen bilim insanı Prof. Dr. Elias Fattal, nanoteknolojinin kanser tedavisindeki zorluklarını ve yeni ufuklarını çarpıcı bir benzetmeyle açıkladı. “Nanopartikülleri bir otobüse benzetiyorum,” diyen Prof. Dr. Fattal, “Görevi, taşıdığı ilacı (yolcuyu) doğru hedefe, yani hastalıklı dokuya götürmektir. Otobüs, yolcuyu yolun ortasında bırakmamalı, hedefe tam zamanında ve güvenle ulaştırmalıdır. Bu yüzden geliştirdiğimiz sistemlerde ilacın kapsülleme oranı, salım hızı ve kan dolaşımında kalma süresi hayati önem taşır,” dedi.

Kanser tedavisinde nanopartiküllerin karşılaştığı engellere dikkat çeken Prof. Dr. Fattal, “Tümör dokusundaki yoğun matriks, yüksek iç basınç ve oksijensiz ortam (hipoksi) gibi engeller, bu ‘nanobüslerin’ hedefe ulaşmasını zorlaştırıyor. FDA onaylı nanoteknolojik ürünler kanser, anemi, enfeksiyon ve elbette COVID-19 aşılarında başarıyla kullanılıyor. Ancak romatoid artrit, inflamatuar bağırsak hastalıkları, sepsis ve skleroderma gibi inflamatuar hastalıklar için onaylı ürün sayısı neredeyse yok denecek kadar az. Bu nedenle biz de çalışmalarımızı bu bakir alanlara yönlendirdik,” ifadelerini kullandı.

Geliştirdikleri “Pro-ilaç” stratejisini anlatan Prof. Dr. Fattal, nanopartiküllerin dış yüzeyini PEG adı verilen bir molekülle kaplayarak (PEGilasyon), onların kanda daha uzun süre tanınmadan kalmasını sağladıklarını ve özellikle hastalığın merkezindeki aktive olmuş makrofaj hücreleri tarafından yutularak ilacı tam hedefin içinde serbest bırakabildiklerini belirtti. Bu yaklaşım, ilacın yan etkilerini azaltırken etkinliğini katbekat artırma potansiyeli taşıyor.

PROF. DR. GIUSEPPE DE ROSA: KENDİLİĞİNDEN BİRLEŞEN "LEGO" PARÇACIKLAR

Napoli’den sempozyuma katılan Prof. Dr. Giuseppe De Rosa ise ilaç geliştirme ve uygulama süreçlerini kökten değiştirebilecek yenilikçi bir sistemi tanıttı. Adeta birer "Lego" parçası gibi, belirli bileşenlerin bir araya geldiklerinde kendiliğinden nanopartiküller oluşturduğu bir sistem geliştirdiklerini anlattı.

Bu yöntemin en büyük avantajının pratikliği olduğunu vurgulayan Prof. Dr. De Rosa, “Bu kendiliğinden oluşan nanopartiküller, karmaşık üretim süreçleri gerektirmediği için doğrudan klinikte, hastanın ihtiyacına göre kolayca hazırlanabilir,” dedi. Bu teknolojinin kullanım alanlarının neredeyse sınırsız olduğunu belirten De Rosa, şu alanlarda çığır açabileceğini ifade etti:

  • Aşı ve Gen Terapileri: Özellikle mRNA gibi hassas nükleik asitlerin ve peptitlerin hücre içine güvenle taşınmasını sağlayabilir.

  • Kanser Tedavisi: Kemoterapötik ajanların doğrudan tümöre hedeflenmesini sağlayarak sağlıklı dokulara zarar vermesini önleyebilir.

  • Nörolojik Hastalıklar: En zorlu engellerden biri olan kan-beyin bariyerini aşma potansiyeli sayesinde, Alzheimer ve Parkinson gibi hastalıkların tedavisinde yeni bir umut olabilir.

YERLİ BİLİMDEN GELECEĞE YÖN VEREN ARAŞTIRMALAR

Sempozyum, uluslararası yıldızların yanı sıra Türkiye'nin yetiştirdiği değerli bilim insanlarının da en güncel çalışmalarına sahne oldu. Fenerbahçe Üniversitesi ve Ege Üniversitesi’nden genç ve dinamik akademisyenler, nanoteknolojinin farklı alanlarındaki yenilikçi uygulamaları katılımcılarla paylaştı.

DR. ÖĞR. ÜYESİ NAHİDE ZEREN ARDA ÖZTÜRK: HÜCRENİN KİLİDİNİ AÇAN ANAHTARLAR

Fenerbahçe Üniversitesi Eczacılık Fakültesi’nden Dr. Öğr. Üyesi Nahide Zeren Arda Öztürk, sunumunda "endozom-mimetikler" konusuna odaklandı. Hücrelerin, dışarıdan gelen yabancı maddeleri "endozom" adı verilen kesecikler içine hapsederek etkisiz hale getirmeye çalıştığını belirten Dr. Öztürk, ilaç taşıyıcı sistemlerin en büyük zorluklarından birinin bu "endozomdan kaçış" olduğunu anlattı. Geliştirdikleri endozom-mimetik sistemlerin, bu hapishaneden kaçarak ilacın hücre içinde doğru yere ulaşmasını sağlayan akıllı bir mekanizma sunduğunu ifade etti. Bu teknoloji, özellikle gen terapileri gibi ilacın hücre çekirdeğine ulaşması gereken tedavilerde kritik bir rol oynuyor.

DR. ÖĞR. ÜYESİ BURCU BİNİCİ: PANDEMİYE YÖN VEREN mRNA AŞILARININ PERDE ARKASI

Tüm dünyanın COVID-19 pandemisiyle birlikte tanıdığı mRNA aşılarının kahramanları, aslında o hassas molekülü vücudumuzda koruyup hedefe ulaştıran lipit nanopartiküllerdi. EÜ Eczacılık Fakültesi’nden Dr. Öğr. Üyesi Burcu Binici, bu hayati taşıyıcı sistemler üzerine yaptığı sunumla büyük ilgi topladı. Binici, mRNA molekülünün ne kadar kırılgan olduğunu ve doğru taşıyıcı sistem olmadan saniyeler içinde parçalanacağını belirtti. mRNA aşıları için geliştirilen taşıyıcı sistemlerin biyouyumluluğu, etkinliği ve üretim standartları hakkında en güncel bilgileri paylaşarak, gelecekteki pandemilere ve kanser gibi hastalıklara yönelik yeni nesil aşıların temelini oluşturan bu teknolojinin önemini vurguladı.

ARŞ. GÖR. GÖKSELİN ÖZGEN: DAMARLARDA YOL ALAN MİKROBOTLAR

Sempozyumun en fütüristik sunumlarından birini EÜ Eczacılık Fakültesi’nden Arş. Gör. Gökselin Özgen gerçekleştirdi. "Mikrorobotlar" başlıklı sunumunda Özgen, bilim kurgu filmlerini aratmayan bir geleceğin çok da uzak olmadığını gösterdi. Manyetik alanlar veya kimyasal reaksiyonlarla hareket edebilen, vücut içinde damarlarda yol alarak ilacı doğrudan hastalıklı bölgeye enjekte edebilen veya tıkanmış bir damarı açabilen mikrorobotlar üzerine yapılan çalışmaları anlattı. Bu mikroskobik makinelerin, cerrahi operasyonlara gerek kalmadan birçok hastalığı tedavi etme potansiyeli, salondaki tüm katılımcılar için büyük bir heyecan ve ilham kaynağı oldu.

Sunumların ardından gerçekleştirilen soru-cevap bölümünde, öğrenciler ve akademisyenler merak ettikleri konuları doğrudan uzmanlarına sorma fırsatı buldu. Etkinlik, Prof. Dr. Özgen Özer’in konuşmacılara "Teşekkür Belgesi" takdim etmesiyle bilimsel oturumlarını tamamladı.

BİLİMDE VEFA VE GELECEĞE BIRAKILAN MİRAS

Ege Üniversitesi’ndeki sempozyum, sadece en son bilimsel gelişmelerin paylaşıldığı bir platform olmakla kalmadı, aynı zamanda bilime adanmış bir ömre gösterilen vefanın ve uluslararası dostluğun da sahnesi oldu.

BİR BİLİM DUAYENİNE VEDA: PROF. DR. ELIAS FATTAL İÇİN ANLAMLI TÖREN

Etkinliğin sonunda, yakın zamanda emekli olacak olan, nanoteknoloji alanındaki çalışmalarıyla sayısız bilim insanına ilham veren Prof. Dr. Elias Fattal için sürpriz bir emeklilik töreni düzenlendi. Törende, Prof. Dr. Fattal ile uzun yıllar birlikte çalışan Türk ve yabancı akademisyenler söz alarak kendisiyle olan anılarını, ortak projelerini ve ondan öğrendiklerini duygu dolu konuşmalarla paylaştılar.

Özellikle Sempozyum Başkanı Prof. Dr. Özgen Özer'in, Prof. Dr. Fattal ile birlikte yürüttükleri ve klinik başarıya ulaşan yara örtüsü projesinden bahsetmesi, iki üniversite ve iki ülke arasındaki bilimsel köprünün ne kadar sağlam temellere dayandığını bir kez daha gösterdi. Konuşmalar, Prof. Dr. Fattal'ın sadece büyük bir bilim insanı değil, aynı zamanda mütevazı, yol gösterici ve iyi bir dost olduğunu gözler önüne serdi.

Törenin sonunda Ege Üniversitesi Eczacılık Fakültesi Dekanlığı ve Farmasötik Teknoloji Anabilim Dalı tarafından Prof. Dr. Fattal’a, bilime ve Türkiye ile olan dostluğuna katkılarından dolayı hediyeler takdim edildi. Bu anlamlı jest, salonda bulunan herkes tarafından uzun süre ayakta alkışlandı.

SONUÇ: İZMİR'DEN DÜNYAYA YAYILAN UMUT IŞIĞI

Ege Üniversitesi Eczacılık Fakültesi'nin ev sahipliğinde gerçekleşen “3. İlaç Taşıyıcı Sistemlerde Yenilikler Sempozyumu”, bir bilimsel etkinlikten çok daha fazlasıydı. Genç zihinlere ilham veren, yeni iş birliklerinin tohumlarını eken ve en önemlisi, milyonlarca hastaya umut olabilecek yenilikçi tedavi yöntemlerinin ardındaki bilimi gözler önüne seren bir vizyon buluşmasıydı.

Konferans salonundan ayrılırken katılımcıların yüzündeki heyecan ve umut, nanoteknoloji otobüsünün doğru yolda olduğunu ve gelecekte daha nice hastayı sağlık durağına güvenle ulaştıracağını kanıtlar nitelikteydi. Ege Üniversitesi, bu sempozyumla birlikte adını bir kez daha bilimin küresel haritasına altın harflerle yazdırmış oldu.