Sulak Alanların Korunması Yönetmeliği Değişti: Su Yapılarına Çevresel Akış Zorunluluğu ve Tarımda Organik Dönem
Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından hazırlanan Sulak Alanların Korunması Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik, 5 Eylül 2026 tarihli ve 33361 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak derhal yürürlüğe girdi. Yapılan köklü revizyonla baraj ve HES’lerin çevresel akış standartlarından sulak alan koruma bölgelerindeki tarımsal faaliyet kısıtlamalarına, OSB’ler için kümülatif etki değerlendirmesinden suni sulak alanlarda yenilenebilir enerji yatırımlarına kadar birçok yeni yasal zorunluluk getirildi.
Su Yapılarına Çevresel Akış Zorunluluğu ve 2 Yıllık Geçiş Süresi
Yönetmelik değişikliğiyle akarsu ekosistemlerinin korunmasında "çevresel akış miktarı" temel parametre haline getirildi:
-
İzin Belgesi Şartı: Sulak alanların su aynasından ya da havzayı besleyen akarsu ve derelerden su alımı için izin belgesi alınması mecburi kılındı.
-
Kesintisiz Akış: Enerji, sulama ve içme suyu maksatlı su yapılarında, mansaptaki doğal yaşamı sürdürecek çevresel akış miktarı kesintisiz olarak yatağa bırakılacak. Bu oran, yasal taban sınırın altına düşemeyecek.
-
Mevsim Dışı İlave Su: Sürdürülebilir su seviyesinin korunması adına sulama mevsimi dışındaki dönemlerde ekosistem değerlendirme raporuna göre yatağa ilave su verilecek.
-
Mevcut Tesisler İçin 2 Yıl Süre: 30 Ocak 2002 tarihinden sonra işletmeye geçen ve özel sektör tarafından işletilen baraj ve hidroelektrik tesislerinin, 2 yıl içinde Doğa Koruma ve Milli Parklar Müdürlüğü’ne başvurarak 5 yıl geçerli izin belgesi alması zorunlu tutuldu. Başvuru yapmayan tesislere 2872 sayılı Çevre Kanunu kapsamında idari yaptırım uygulanacak.
-
İklim Değişikliği Güncellemesi: Kuraklık ve iklim değişikliği baskısı durumunda idare, belirlenmiş çevresel akış miktarlarını tek taraflı olarak yeniden revize edebilecek.
Sulak Alanlarda Tarımsal Faaliyetlere Sıkı Denetim: Yalnızca Sertifikalı Organik Tarım
Sulak alan koruma bölgelerindeki tarımsal faaliyetler ekolojik dengeyi bozmayacak şekilde yeniden sınırlandırıldı:
-
Özel Mülkiyet Parselleri: Koruma bölgelerindeki şahıs arazilerinde, drenaj yapılmaması koşuluyla yalnızca sertifikalı organik bitkisel üretim ve organik deniz yosunu üretimine izin verilecek. Bu faaliyetler için su kuyusu açılabilecek.
-
Kamu Arazileri: Kamu mülkiyetindeki tarım arazilerinde devam eden sözleşmeler kira süresi sonuna kadar geçerli olacak. Sözleşme bitiminde arazi yalnızca sertifikalı organik tarım şartıyla yeniden kiralanabilecek.
-
Yeni Alan Açma Yasağı: Sulak alan koruma bölgelerinde yer alan kamu arazilerinde bugünden itibaren yeni tarımsal alan açılması tamamen yasaklandı.
Suni Sulak Alanlara Yenilenebilir Enerji ve OSB’lere Kümülatif Değerlendirme
Yönetmelik, enerji projeleri ve sanayi bölgelerinin çevresel entegrasyonu için yeni uygulama modelleri tanımladı:
-
Suni Sulak Alanlarda Temiz Enerji: Rekreasyon, depolama veya sulama amaçlı suni sulak alanların sürdürülebilir kullanım bölgelerinde, Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürlüğü izniyle rüzgar ve güneş gibi yenilenebilir enerji üretim tesisleri kurulabilecek.
-
Sanayi ve OSB’lere Kümülatif Etki Zorunluluğu: Kontrollü kullanım bölgelerinde faaliyet gösteren Organize Sanayi Bölgeleri (OSB), serbest bölgeler ve endüstri bölgeleri için "Kümülatif Etki Değerlendirme Raporu" hazırlanması şartı getirildi. İzin belgesi münferit fabrikalar yerine OSB/bölge yönetimi adına tek elden düzenlenecek.
-
Maden Çukurlarının Yönetimi: Maden, hafriyat ve malzeme alımı sonucu oluşan suni su çukurlarının yönetim ve güvenlik sorumluluğu doğrudan çukuru oluşturan işletmeci kuruma verildi.
10 Yıllık Millî Sulak Alan Stratejisi Geliyor
Uluslararası Ramsar Sözleşmesi hedefleri doğrultusunda Türkiye'nin sulak alan politikasını belirleyecek olan "Millî Sulak Alan Stratejisi", Ulusal Sulak Alan Komisyonu onayıyla yürürlüğe girecek. 10 yıllık uygulama periyotlarıyla hayata geçirilecek strateji, kurumlar arası koordinasyonu ve sulak alanların korunmasını güvence altına alacak.






