18 Ocak 2024 Tarihli Resmi Gazete'de Yayımlanan Turizm Tesislerinin Niteliklerine İlişkin Yönetmelikte Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmeliğin Detaylı Analizi
I. Giriş: Mobil Ev Turizmine Yönelik Yeni Düzenlemenin Arka Planı ve Amacı
Türkiye'de turizm sektörünün dinamikleri, son yıllarda yaşanan küresel değişimler ve artan çevre bilinciyle birlikte dönüşüm geçirmektedir. Bu dönüşümün en dikkat çekici unsurlarından biri, "mobil ev" olarak da bilinen "Tiny House" ve karavan konaklama modellerinin popülerleşmesidir. Bu akım, özellikle pandemi sonrası dönemde doğayla iç içe, izole ve esnek konaklama arayışlarının artmasıyla hız kazanmıştır. Ancak, bu yeni konaklama türünün hızla yayılması, mevcut yasal çerçevelerde boşluklara ve belirsizliklere yol açmış, özellikle "Tiny Köy" adı altında gelişen ve hisseli yapıları nedeniyle çeşitli riskler barındıran oluşumlar hukuki karmaşaya neden olmuştur.
Bu bağlamda, Kültür ve Turizm Bakanlığı, sektördeki bu ihtiyaca ve yasal boşluğa yanıt vermek amacıyla önemli bir adım atmıştır. 18 Ocak 2024 tarihli Resmi Gazete'de 8112 karar sayısıyla yayımlanan "Turizm Tesislerinin Niteliklerine İlişkin Yönetmelikte Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik", mobil evlerin turizm sektöründeki yerini resmiyet kazandırmıştır. Bu düzenlemenin temel amacı, bu yükselen konaklama modeline yasal bir zemin sağlamak, faaliyetlerini belirli standartlara bağlamak ve böylece hem yatırımcılar hem de tüketiciler için güvenli bir çerçeve oluşturmaktır. Yönetmelik, mobil ev turizmini teşvik etmenin yanı sıra, bu alandaki kontrolsüz büyümeyi düzenleme ve denetleme amacını da taşımaktadır.
Yönetmelik, aynı zamanda, çevreye duyarlı ve sürdürülebilir turizm çözümlerini teşvik etme hedefini de taşımaktadır. Mobil evler, doğayla uyumlu, pratik ve ekonomik bir konaklama modeli olarak öne çıkmaktadır. Bu yeni düzenleme ile mobil ev tesislerinin belirli alanlarla sınırlandırılması ve düşük yoğunluklu yapılaşmanın desteklenmesi, çevresel sürdürülebilirliği koruyarak hem doğal güzelliklerin muhafaza edilmesine hem de çevre bilinci yüksek turizm alanlarının gelişimine katkı sağlamaktadır. Bu yaklaşım, Türkiye'nin küresel ölçekte sorumlu turizm trendleriyle uyumlu bir şekilde konumlanmasına olanak tanımakta ve ülkenin turizm çeşitliliğini artırma stratejisine önemli bir katkı sunmaktadır. Belirlenen konum ve yoğunluk kısıtlamaları, bu sürdürülebilirlik hedefine ulaşmak için pratik mekanizmalar olarak işlev görmektedir.
II. Yönetmelik Değişikliğinin Temel Hükümleri ve "Mobil Ev" Tanımı
2.1. "Mobil Ev" Kavramının Hukuki Tanımı ve Özellikleri
Yeni Yönetmelik, daha önce hukuki bir tanımı bulunmayan "mobil ev" kavramını ilk kez resmi olarak mevzuata dahil etmiştir. Bu tanıma göre mobil ev; "İlgili mevzuata uygun şekilde O2 sınıfı tip onay belgesine sahip, bir motorlu araç tarafından çekilmek üzere tasarlanmış, konaklama birimi şeklinde düzenlenmiş, içerisinde yaşam alanı, yatak, banyo-tuvalet bulunan ve 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'na tabi" bir araçtır. Bu tanım, mobil evlerin yasal statüsünü netleştirerek, onları geleneksel "yapı" veya "bina" statüsünden ayırmaktadır.
Bu tanımın temelini oluşturan "O2 sınıfı tip onay belgesi", azami yüklü ağırlığı 750 kg ile 3500 kg arasında olan römorkların trafiğe tescil edilebilmesi için zorunlu olan bir uygunluk belgesidir. Bu hukuki sınıflandırma, mobil evlerin imar mevzuatına tabi birer yapı değil, Karayolları Trafik Kanunu kapsamında birer "araç" olarak değerlendirilmesini sağlamaktadır. Bu ayrım, mobil evlerin emlak vergisine tabi olmaması gibi önemli sonuçlar doğurmakta ve arazi kullanımı üzerindeki etkilerini farklı bir boyuta taşımaktadır. Yönetmelik öncesinde "Tiny House"ların bir araç mı yoksa bir yapı mı olduğu konusundaki belirsizlik, imar durumuyla ilgili karışıklıklara yol açmaktaydı. Yeni düzenleme, O2 sınıfı araç olarak tanımlayarak bu belirsizliği ortadan kaldırmış ve Kültür ve Turizm Bakanlığı'nın bu konaklama türünü mevcut trafik mevzuatı ile uyumlu hale getirmesini sağlamıştır. Bu durum, O2 belgesi olmayan veya zemine kalıcı olarak sabitlenmiş mobil evlerin farklı, muhtemelen daha kısıtlayıcı, imar mevzuatına tabi olacağı anlamına gelmektedir.
2.2. Turizm Tesislerinde Mobil Evlerin Konumlandırılmasına İlişkin Temel Prensipler
Yönetmelik, mobil evlerin turizm tesisleri içerisindeki genel konumlandırılmasına ilişkin önemli bir prensip belirlemiştir. Buna göre, konaklama tesislerindeki konaklama birimlerinin kısmen veya tamamen mobil evlerden oluşturulamayacağı belirtilmiştir. Ancak bu kuralın istisnası, Yönetmeliğin niteliklerini özel olarak belirlediği "mobil ev tesisleri"dir. Bu ayrım, mobil evlerin mevcut pansiyonlar veya apart oteller gibi genel konaklama tesislerinin bir parçası olarak değil, kendi başına ayrı bir tesis türü olarak kabul edildiğini ve bu şekilde konumlandırıldığını göstermektedir.
Bu yaklaşım, mobil evlerin geleneksel bina düzenlemelerini aşmak için bir "Truva atı" olarak kullanılmasını engelleme amacı taşımaktadır. Kültür ve Turizm Bakanlığı, "Mobil Ev Tesisi" adında özel bir kategori oluşturarak, bu yeni konaklama türü üzerinde ayrı bir denetim ve gözetim sağlamayı hedeflemektedir. Bu, sektördeki standartların sulandırılmasını önlemekte ve mobil ev turizminin kendine özgü niteliklerine uygun, özel bir düzenleyici çerçevenin uygulanmasını temin etmektedir. Dolayısıyla, mobil evlerin mevcut otel veya tatil köyü yapılarına bir eklenti olarak değil, bağımsız ve özgün bir konaklama modeli olarak ele alınması, sektöre net bir yön vermektedir.
III. Mobil Ev Tesislerine İlişkin Nitelik ve Şartlar
3.1. Konum ve İmar Planı Şartları
Yeni Yönetmelik, mobil ev tesislerinin kurulabileceği alanları net bir şekilde sınırlamaktadır. Tahsisi yapılmış kamu taşınmazları hariç olmak üzere, bu tesisler yalnızca imar planlarında kamping veya kırsal/ekoturizm kullanımlarına ayrılmış bölgelerde yer alabilecektir. Bu sınırlama, çevre dostu ve sürdürülebilir turizm alanlarının oluşmasına olanak tanırken, kırsal ve doğal alanlarda düşük yoğunluklu bir yapılaşma ile yerel dokunun korunmasını amaçlamaktadır. Bu hüküm, özellikle pandemi sonrası dönemde tarım arazileri gibi imarsız alanlarda kontrolsüzce yayılan "Tiny Köy" oluşumlarının yarattığı hukuki sorunlara bir yanıt niteliğindedir.
Kamping alanları, çadır, karavan gibi taşınabilir ünitelerin yanı sıra duş, tuvalet, çamaşır yıkama, mutfak, depo, servis üniteleri ve resepsiyon gibi ortak kullanıma ayrılan yapıları barındırabilen bölgeler olarak tanımlanmaktadır. Ekoturizm alanları ise doğal yapıyla bütünleşen kırsal turizm tesislerini, spor alanlarını ve satış birimlerini kapsar. Bu alanlar için en az 25.000 metrekarelik (eski başvurular için 15.000 metrekare) bir parsel büyüklüğü ve düşük yapılaşma koşulları (emsal=0.10, yençok=2 kat, maksimum 1500 metrekare inşaat alanı) belirlenmiştir. Bu sıkı imar şartları, kontrolsüz yapılaşmayı önleyerek, özellikle tarım arazileri üzerindeki hukuki uyuşmazlıkları ve çevresel tahribatı engelleme amacı taşımaktadır. Ancak, bu düzenlemenin yalnızca turizm amaçlı mobil evleri kapsadığı ve imarsız alanlardaki bireysel veya düzensiz "Tiny Köy" oluşumlarının büyük bir kısmının hala Çevre ve Şehircilik Bakanlığı'nın yetki alanında kalmaya devam ettiği ve bu konuda kapsamlı bir düzenlemenin henüz yapılmadığı unutulmamalıdır.
3.2. Tesis Kapasitesi ve Alan Standartları
Yönetmelik, mobil ev tesislerinin büyüklüğüne ve yoğunluğuna ilişkin net sınırlar getirmiştir. Buna göre, bir mobil ev tesisinde en az 5, en fazla 49 konaklama birimi bulunması şart koşulmuştur. Ayrıca, her bir konaklama birimi için en az 250 metrekarelik bir alanın ayrılması gerekmektedir. Bu sınırlamalar, tesislerin yoğun yapılaşma yerine daha doğal bir görünüme sahip olmasını ve çevresel etkisinin minimum seviyede tutulmasını sağlamayı amaçlamaktadır.
Belirlenen bu birim limitleri ve her bir mobil ev için ayrılması gereken geniş alan, düşük yoğunluklu, yüksek kaliteli ve doğayla bütünleşik bir konaklama deneyimi sunma hedefini desteklemektedir. Bu yaklaşım, geleneksel, yüksek yoğunluklu tatil köylerine benzeyen "mobil ev parkları" oluşumunu engellemekte ve böylece belirlenen alanların "eko" ve "kırsal" karakterini korumaktadır. Bu durum, büyük ölçekli ve yüksek kapasiteli operasyonlar yerine, daha butik ve niş turizm anlayışına odaklanıldığını göstermektedir.
3.3. Altyapı ve Donanım Gereklilikleri
Mobil ev tesislerinin işleyişi için gerekli altyapı ve donanım standartları da Yönetmelikte detaylandırılmıştır. Tesis alanının çit, duvar, yeşillik gibi düzenlemeler ile çevreden tecrit edilerek aydınlatılması zorunludur. Bu sayede misafirlerin mahremiyeti sağlanırken, tesisin güvenliği ve estetik görünümü de artırılmaktadır. Ayrıca, tesis girişinde her konaklama birimi başına bir araçlık otopark ve bir resepsiyon-idare ünitesi bulunması gerekmektedir. Bu gereklilikler, mobil ev tesislerinin sadece geçici park yerleri olmaktan çıkarak, temel operasyonel işlevsellik, misafir konforu ve güvenliği sağlayan yapılandırılmış turizm işletmeleri haline gelmesini temin etmektedir.
3.4. Konaklama Birimi İç Özellikleri
Konaklama birimlerinin iç donanımına ilişkin de belirli standartlar getirilmiştir. Mobil evler, doğal ışık alacak şekilde düzenlenmeli ve genellikle iki kişilik konaklama kapasitesine sahip olmalıdır. Misafirlerin temel ihtiyaçlarını karşılayacak şekilde yatak, yastık, çarşaf, minibar, priz, çöp kutusu ve perde gibi gereksinimler sağlanmalıdır. Banyolarda ise vitrifiye, armatür, duş, ayna, sabun, şampuan ve havlu gibi temel ekipmanların bulundurulması zorunludur. Bu detaylı gereklilikler, mobil evlerin kompakt yapısına rağmen, misafirlere yeterli düzeyde konfor ve hijyen sunmasını sağlamakta, böylece onları basit barınma alanlarından ziyade, geçerli turizm konaklama seçenekleri olarak meşrulaştırmaktadır. Bu, tüketici beklentilerini korumakta ve sektörün itibarını güçlendirmektedir.
3.5. Yiyecek-İçecek Üniteleri ve Diğer Kısıtlamalar
Yönetmelik, mobil ev tesislerinde sunulabilecek yiyecek-içecek hizmetlerine de sınırlamalar getirmiştir. Tesislerde bulunan lokanta, kafeterya, bar gibi ünitelerin toplam kapasitesi 100 kişiyi geçemez. Ayrıca, bu tesislerde toplantı ve çok amaçlı salonların yapılması yasaklanmıştır. Bu kısıtlamalar, mobil ev tesislerinin düşük etkili ve doğa odaklı karakterini pekiştirmektedir. Yiyecek-içecek kapasitesinin sınırlandırılması ve büyük toplanma alanlarının yasaklanması, büyük ölçekli, etkinlik odaklı tatil köylerinin gelişimini engellemekte ve tesislerin sakin, doğal deneyimlere odaklanmasını sağlamaktadır. Bu durum, "düşük yoğunluklu" ve "ekoturizm" prensipleriyle uyumlu olup, ana odak noktasının doğa içinde bireysel konaklama deneyimi olduğunu vurgulamaktadır.
3.6. Hareket Kabiliyeti ve Belgelendirme
Yönetmelik, mobil evlerin "araç" statüsünü korumak adına önemli bir hüküm içermektedir: Konaklama birimlerinin hareket kabiliyetini ortadan kaldıracak herhangi bir düzenleme yapılamaz. Bu kural, mobil evlerin fiilen kalıcı yapılar haline gelerek imar kanunlarını ve diğer yapılaşma düzenlemelerini aşmasını engellemek için kritik bir önlemdir.
Turizm işletmesi belgesi başvurusunda, mobil evlerin tescil belgesi ve geçerli teknik muayene belgesinin ibraz edilmesi zorunludur. Ayrıca, tüm mobil evlerin tescil belgesinin mal sahibi, belge sahibi veya işletmeci adına düzenlenmiş olması gerekmektedir. Bu zorunluluklar, mobil evlerin karayolu trafiğine uygunluğunu ve yasalara uygunluğunu sağlarken, turizm işletmesi belgesi de operasyonel standartların karşılandığını temin etmektedir. Mobil ev tesislerine "turizm yatırım belgesi" verilmemesi , bu tesislerin büyük ölçekli, sabit sermaye yatırımları olarak değil, operasyonel işletmeler olarak görüldüğünü ve başlangıç kurulumunu basitleştirirken, sürekli uyumluluğa vurgu yapıldığını göstermektedir.
IV. Düzenlemenin Sektöre Etkileri ve Hukuki Analizi
4.1. Turizm Sektörü Açısından Fırsatlar
Yeni Yönetmelik, mobil ev turizmine yasal bir çerçeve sunarak sektörde önemli fırsatlar yaratmaktadır. Bu düzenleme, turizme yeni bir konaklama modeli kazandırarak alternatif turizmin gelişimini desteklemektedir. Mobil evler, geleneksel otel yatırımlarına kıyasla düşük yatırım maliyeti, hızlı kurulum ve esnek kullanım avantajları sunmaktadır. Bu özellikler, özellikle doğa ve kırsal turizme ilgi duyan yatırımcılar için cazip bir seçenek haline gelmekte ve bu alanlarda yeni yatırım modellerinin şekillenmesine olanak tanımaktadır.
Yönetmeliğin getirdiği hukuki netlik, daha önce belirsiz olan bir pazar segmentine yatırım yapmayı düşünen girişimciler için güvenli bir ortam sağlamaktadır. Düşük giriş bariyeri, turizm yatırımını daha geniş bir yelpazeye yayabilir ve küçük ölçekli işletmelerin veya yerel toplulukların sektöre katılımını teşvik edebilir. Bu durum, Türkiye'nin ekoturizm portföyünü çeşitlendirerek, daha sürdürülebilir ve yerel ekonomiye katkı sağlayan bir turizm yapısının oluşmasına yardımcı olabilir.
4.2. Yatırımcılar İçin Değerlendirme
Yönetmelik, mobil ev tesislerine "turizm yatırım belgesi" verilmeyeceğini açıkça belirtmektedir. Ancak, "turizm işletmesi belgesi" alınması zorunludur. Bu ayrım, devletin bu alandaki yaklaşımını net bir şekilde ortaya koymaktadır. Turizm yatırım belgesi genellikle vergi indirimleri veya arazi tahsisleri gibi teşviklerle ilişkilendirilirken, bu belgenin verilmemesi, mobil ev tesislerinin büyük ölçekli, sabit sermaye gerektiren projeler olarak değerlendirilmediğini göstermektedir.
Bunun yerine, düzenleme, işletmenin yasalara uygun ve belirli standartlarda faaliyet göstermesinin önceliklendirildiğini vurgulamaktadır. Bu, hükümetin mobil ev tesislerinin oluşturulmasını geleneksel yatırım teşvikleriyle desteklemekten ziyade, bir kez kurulduktan sonra operasyonel kalitelerini ve yasallıklarını güvence altına almaya odaklandığı anlamına gelmektedir. Bu yaklaşım, hızlı ve potansiyel olarak kontrolsüz büyümeyi yönetmek için bir strateji olarak görülebilir; spekülatif yatırımdan ziyade, düzenlenmiş ve standartlara uygun işletmeye odaklanılmaktadır.
4.3. Mevcut Durum ve Kapsam Dışı Alanlar
Yönetmelik, halihazırda faaliyette olan mobil ev tesislerini de kapsamına almaktadır. Ancak, düzenlemenin sektördeki en önemli eleştiri konusu, Türkiye genelinde hızla yayılan ve hisseli yapıları nedeniyle çeşitli riskler barındıran, özellikle imarsız veya tarım arazilerine toplu halde yapılan "Tiny Köy" oluşumlarını doğrudan kapsamamasıdır. Sektör temsilcileri, mobil evlerin yaklaşık yüzde 80'ini oluşturan ve Çevre ve Şehircilik Bakanlığı'nın yetki alanında bulunan bu tesislere yönelik kapsamlı bir düzenleme yapılmamasının önemli bir eksiklik olduğunu belirtmektedir.
Bu durum, turizm amaçlı mobil evler için net bir hukuki çerçeve oluşturulurken, bireysel veya turizm dışı amaçlarla kullanılan mobil evler ile düzensiz "Tiny Köy" oluşumları için yasal belirsizliğin ve denetim sorunlarının devam etmesine neden olmaktadır. Bu tür oluşumlar, Toprak Koruma Kanunu veya İmar Kanunu gibi diğer mevzuatlar kapsamında hukuki ihtilaflara ve yıkım veya para cezası gibi yaptırımlara maruz kalma riski taşımaktadır. Dolayısıyla, mevcut düzenleme, mobil evlerin turizm sektöründeki yerini netleştirse de, genel "Tiny House" fenomenine ilişkin daha geniş bir hukuki boşluğu gözler önüne sermektedir. Bu durum, yasal turizm işletmeleri ile potansiyel olarak yasa dışı özel kullanımlar arasında net bir ayrım yaratmakta ve gelecekte daha fazla bakanlıklar arası iş birliği veya kapsamlı yasal düzenleme ihtiyacını ortaya koymaktadır.
4.4. İlgili Diğer Mevzuatla İlişki: Konutların Turizm Amaçlı Kiralanması Kanunu
1 Ocak 2024 tarihinde yürürlüğe giren ve kamuoyunda kısa dönem kiralama veya "Airbnb yasası" olarak bilinen 7464 sayılı "Konutların Turizm Amaçlı Kiralanmasına ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun" ve ilgili yönetmelik, yüz gün veya daha kısa süreli konut kiralamalarını düzenlemektedir. Bu kanun, konutların turizm amaçlı kiralanması için izin belgesi zorunluluğu getirmekte ve bazı durumlarda kat maliklerinin oy birliğiyle muvafakatını aramaktadır.
Ancak, mobil ev yönetmeliği ile bu kısa dönem kiralama kanunu arasında önemli bir ayrım bulunmaktadır. Araç statüsünde olan mobil evler, eğer sabit bir yapı statüsü kazanmamışlarsa, "Konutların Turizm Amaçlı Kiralanması Kanunu" kapsamına girmemektedir. Bu durum, mobil evlerin yasal statülerinin farklı mevzuatlar altında değerlendirildiğini ve bu iki düzenlemenin farklı amaçlara hizmet ettiğini göstermektedir. Bu hukuki ayrım, mobil ev tesislerini işletenler için büyük önem taşımaktadır; zira bu sayede konut kiralama mevzuatının getirdiği karmaşık gerekliliklerden (örneğin komşu onayı veya bir binadaki dairelerin yüzde 25'i kuralı) muaf tutulmaktadırlar. Bu durum, mobil ev işletmeleri için daha basit ve doğrudan bir düzenleyici çerçeve sunarak, yasal belirsizlikleri azaltmaktadır.
V. Sonuç ve Değerlendirme
5.1. Yönetmeliğin Mobil Ev Turizmine Getirdiği Netlik ve Düzenin Önemi
18 Ocak 2024 tarihli Yönetmelik, Türkiye'de hızla büyüyen mobil ev turizmi segmenti için önemli bir hukuki boşluğu doldurarak bu alana netlik getirmiştir. "Mobil Ev" tanımının yapılması, tesislerin konumlanabileceği alanların belirlenmesi, kapasite sınırlamaları, altyapı ve donanım standartları ile belgelendirme süreçlerinin netleştirilmesi, sektördeki belirsizliği büyük ölçüde azaltmıştır. Bu düzenleme, yasal zeminde faaliyet göstermek isteyen yatırımcılar için güvenli ve öngörülebilir bir çerçeve sunmaktadır. Aynı zamanda, mobil evlerin "araç" statüsünün korunması ve hareket kabiliyetini ortadan kaldıracak düzenlemelerin yasaklanması, bu konaklama türünün kendine özgü niteliklerinin muhafaza edilmesini sağlamaktadır. Bu adımlar, Türkiye'nin sürdürülebilir ve alternatif turizm çeşitliliğini artırma hedefine doğrudan hizmet etmektedir.
5.2. Sektördeki Beklentiler ve Geleceğe Yönelik Öngörüler
Sektör temsilcileri, yeni Yönetmeliğin uzun vadede mobil ev turizmini olumlu yönde etkileyeceğini ve yeni yatırım modellerinin şekillenmesine öncülük edeceğini öngörmektedir. Düşük yatırım maliyeti ve hızlı kurulum avantajları sunan bu tesislerin, özellikle doğa ve kırsal turizme ilgi duyan yerli ve yabancı ziyaretçiler için cazip bir konaklama seçeneği haline gelmesi beklenmektedir. Hukuki kesinliğin sağlanması, bu niş turizm alanındaki yatırım potansiyelini artıracak ve daha profesyonel, standartlara uygun ekoturizm tesislerinin ortaya çıkmasına zemin hazırlayacaktır. Bu durum, Türkiye'nin turizm sektöründe çeşitliliği ve kaliteyi artırma çabalarına katkıda bulunacaktır.
5.3. Kalan Hukuki Boşluklar ve Potansiyel Düzenleme İhtiyaçları
Yönetmeliğin getirdiği tüm olumlu gelişmelere rağmen, en önemli eksikliği, turizm amaçlı olmayan bireysel mobil ev kullanımları ile imarsız veya tarım arazilerinde kurulan "Tiny Köy" oluşumlarını doğrudan kapsam dışında bırakmasıdır. Sektör uzmanları, mobil evlerin büyük bir kısmını oluşturan ve Çevre ve Şehircilik Bakanlığı ile Tarım ve Orman Bakanlığı'nın yetki alanında bulunan bu segmentte yasal belirsizliğin ve denetim sorunlarının devam ettiğini belirtmektedir.
Bu durum, bir yanda düzenlenmiş ve yasal turizm sektörü, diğer yanda ise büyük ölçüde kontrolsüz ve hukuki açıdan riskli özel/konut amaçlı mobil ev kullanımı olmak üzere iki farklı gerçeklik yaratmaktadır. Bu sürekli belirsizlik, arazi kullanım planlaması ve yaptırım süreçlerinde devam eden çatışmalara, çevresel endişelere ve uygulama zorluklarına yol açabilir. Dolayısıyla, gelecekte, tüm mobil ev kullanımlarını kapsayacak, bakanlıklar arası koordinasyonu sağlayacak ve bütüncül bir yaklaşımla ele alınacak daha kapsamlı bir yasal düzenlemeye ihtiyaç duyulmaktadır. Bu sayede, hem turizm sektöründeki gelişmeler desteklenecek hem de genel arazi kullanım düzeni ve çevresel sürdürülebilirlik daha etkin bir şekilde korunabilecektir.








