Çanakkale'de Gizli Kalmış Bir Dev: 1900 Yıllık Herodes Attikus Hamamı'nın İnanılmaz Hikayesi
Çanakkale sınırları içerisinde yer alan Alexandria Troas antik kenti, Anadolu'nun bilinen en büyük tarihi yapılarından birine ev sahipliği yapıyor. Antik çağın sosyal hayatının kalbi olan Herodes Attikus Hamamı, muazzam boyutları ve hüzünlü yıkılış hikayesiyle tarihe ışık tutuyor.
Forumun 500 metre doğusunda yer alan ve döneminin en ihtişamlı yapılarından biri olan bu devasa kompleks, günümüzde hala ziyaretçilerini büyülemeye devam ediyor. İşte 1900 yıllık bu mimari harikanın ardındaki sırlar...
Anadolu'nun En Büyük Hamamlarından Biri: Tam 123 Metre!
Yaklaşık 123 x 84 metre boyutlarına sahip olan Herodes Attikus Hamamı, sadece Alexandria Troas'ın değil, tüm Anadolu'nun bilinen en büyük hamam yapılarından biri olarak kabul ediliyor.
Merkezdeki hamam bloğunun üç tarafı, antik dönem insanlarının sosyalleştiği gezinme koridorlarıyla çevrili. Plan tipine bakıldığında yapının, merkezde yer alan kare planlı bir ana mekânın etrafında, frigidarium (soğukluk) bölümünden caldarium (sıcaklık) bölümüne doğru geçiş yapılan farklı bölümlerden oluştuğu biliniyor.
1809-1810 Depremiyle Gelen Büyük Yıkım
Günümüzde midye kabuklu kireçtaşı bloklardan oluşan devasa duvarları hala ayakta kalsa da, hamamın asıl ihtişamlı merkezi ne yazık ki doğanın gücüne yenik düşmüş. 18. ve 19. yüzyıldaki seyyahların notlarından alınan bilgilere göre, Herodes Attikus Hamamı ve ona bağlı gymnasium yapısının merkezi bölümü 1809-1810 kışında yaşanan şiddetli bir depremde yıkılmış.
Deprem öncesinde bu devasa kompleksin, kemerlerle çevrili olduğu ve duvarlarının göz alıcı mermer plakalarla kaplı olduğu biliniyor.
Atina'dan Anadolu'ya Uzanan Mimari İmza
Yapının tarihi ve kim tarafından inşa ettirildiği konusundaki en büyük ipuçları ise mimari detaylarında gizli. Hamamın sahip olduğu mermer kaplama teknikleri ve taş işçiliği gibi detaylar, Atina'da bulunan ünlü Herodes Attikus Odeonu ile büyük benzerlikler taşıyor. Bu teknik ve estetik benzerlikler, arkeologlara bu dev yapının MS 135 yılında inşa edilmiş olabileceğini düşündürüyor.
Antik Roma'nın ihtişamını, hamam kültürünün devasa boyutlarını ve zamanın acımasızlığını bir arada görmek isteyen tarih meraklıları için Alexandria Troas'taki Herodes Attikus Hamamı, keşfedilmeyi bekleyen eşsiz bir durak olmaya devam ediyor.
Antik Çağlardan Geleceğe Uzanan Şifa Köprüsü: Yeni Yatırımlara İlham Veriyor
Anadolu'nun termal şifa geleneği, binlerce yıllık tarihinden aldığı güçle modern yatırımcılara ilham vermeye devam ediyor. Bölgenin sahip olduğu bu eşsiz potansiyeli yerinde değerlendirmek üzere harekete geçen Termal Turizm Proje Koordinatörü Beytullah Yılmaz ve beraberindeki yatırımcı iş insanları heyeti, adeta zamanda bir şifa yolculuğuna çıktı. Heyetin ilk durağı, bölgenin köklü termal kültürünün ispatı niteliğindeki 1900 yıllık Herodes Attikus Hamamı kalıntıları oldu. Yılmaz, burada yatırımcılara antik dönemin mimari dehası ve hamam kültürü hakkında kapsamlı bilgiler aktardı. Tarihin tozlu sayfalarında atılan bu adımların ardından heyet, günümüzün modern şifa durağı olan "Çanakkale'nin Şifa Kaynağı: Alexandria Troas Kaplıca Oteli"nde konaklayarak şifalı suların yenileyici etkisini bizzat deneyimledi. Geçmişin mirası ile günümüzün konforunu harmanlayan bu anlamlı gecenin ertesi gününde ise rota, bölge turizminin geleceğine damga vurmaya hazırlanan Thermaida Ulköy Kaplıca Projesi sahasına çevrildi. Alanda yapılan incelemelerde Yılmaz, yatırımcı heyete hayata geçirilecek yeni ve devasa termal tesisin detaylarını aktarırken; Roma döneminden miras kalan bu asırlık şifa kaynağının, yepyeni vizyoner yatırımlarla nasıl tekrar şahlanacağının müjdesini verdi.






Bu taş ne anlatıyor? Bu taş bir şiir veya hikaye anlatmıyor; doğrudan İmparator Hadrianus'u yüceltmek ve bu anıtın/yapının onun döneminde, onun onuruna yapıldığını belgelemek için dikilmiş resmi bir devlet yazıtıdır. Üzerindeki "P P" (Vatanın Babası) unvanını Hadrianus MS 128 yılında aldığı için, bu taşın MS 128 yılından sonraki bir tarihe ait olduğunu kesin olarak söyleyebiliriz. Alexandria Troas kentinin o dönemde ne kadar önemli bir Roma yerleşimi olduğunu gösteren güçlü bir kanıttır.


Antik Çağın "Yıldız" Profesörüne Bir Saygı Duruşu: Stlaccius Yazıtı
Alexandria Troas antik kentinde gün yüzüne çıkan bu etkileyici mermer blok, antik çağın kültür, eğitim ve iletişim ağına ışık tutan eşsiz bir tarihi vesikadır. Üzerine büyük bir ustalıkla kazınmış Antik Yunanca ifadelere göre bu taş; döneminin en seçkin entelektüellerinden biri kabul edilen Sardesli (Manisa/Salihli) ünlü sofist Lucius Flavius Stlaccius'a adanmış bir onurlandırma anıtıdır. Şehir meclisinin (Bule) özel kararıyla dikilen bu plakette, yüksek felsefe ve hitabet yeteneğiyle öne çıkan Stlaccius'un erdeminden ve eşsiz kültüründen (paideia) övgüyle bahsedilir. Yazıtta ayrıca bu saygın düşünürün sadece Alexandria Troas'ta değil; Selanik ve Bizans (İstanbul) gibi dönemin diğer dev metropolleri tarafından da el üstünde tutulduğu vurgulanmaktadır. Binlerce yıl öncesinden günümüze ulaşan bu eser, bilginin, eğitimin ve entelektüel üretimin antik dünyada bir insanı nasıl sınırları aşan bir saygınlığa ulaştırdığını gösteren büyüleyici bir kanıttır.

Alexandria Troas'ın tarihini ve az önce gördüğümüz "St. Paul Yolu" tabelasını hatırlarsak, bu bölgenin Erken Hristiyanlık ve Bizans dönemi için kilit bir nokta olduğunu biliyoruz. Bu bağlamda, ayak ucunuzda duran bu taş bize şu ihtimalleri anlatıyor:
1. Bizans Dönemi Mezar Taşı Altında bir kaide (basamak) bulunan bu tarz haç motifleri (İngilizcede "stepped cross" veya "cross on a base" olarak bilinir), Erken Hristiyanlık ve Bizans döneminde mezar kapaklarında veya mezar stellerinde sıklıkla kullanılırdı. Bu taş, büyük ihtimalle o dönemde bu topraklarda yaşamış bir Hristiyan'ın ebedi istirahatgahını işaretleyen bir mezar taşıdır.
2. Kilise veya Şapel Mimarisi Kalıntısı Taş şu an yerde yatay duruyor olsa da, aslında dikey duran mimari bir parça olabilir. Bölgedeki bir kilisenin, şapelin veya dini bir yapının kapı üstü (lento) parçası, duvar süslemesi veya bir sütun başlığının parçası olup, depremlerle veya zamanın etkisiyle yıkılarak bugünkü zemin seviyesine karışmış olabilir.
3. Kutsal Alan Sınır Taşı Antik ve orta çağlarda, manastırlara veya kiliselere ait arazilerin sınırlarını belirtmek ya da hacıların yürüdüğü kutsal yolları işaretlemek için bu tarz haç oymalı taşlar kullanılırdı.
Özetle; daha önce devasa Roma hamamının kireçtaşı bloklarını ve Roma İmparatoru'nun Latince yazıtını incelemiştik. Şimdi ise bu taş bize şehrin daha sonraki bir evresini, çok tanrılı Roma'dan Hristiyan Bizans'a geçiş dönemini anlatıyor. Adeta şehrin farklı bir inanç katmanının üzerinde yürüyorsunuz!

Bu taş, yapının (örneğin devasa Herodes Attikus Hamamı'nın veya kentin tiyatrosunun) belirli bir bölümünü gösteren dev bir yön levhası olabilir. Tıpkı günümüzdeki statlarda yer alan "B Blok, X Kapısı" yönlendirmeleri gibi, o dönemdeki insanların buluşma noktasını veya oturma düzenini belirten mimari bir kod olabilir.










