Çanakkale'nin Ezine ilçesine bağlı Uluköy, 2012 yılında 'belediye' statüsünü kaybederek 'köy'e dönüştürülmüş olsa da, devletin son yatırımıyla bölgenin 'fiili merkezi' olma rolünü perçinledi. Dün (6 Kasım 2025) üst düzey protokolle açılan ve "küçük bir hastane" olarak nitelenen modern Sağlık Evi, sadece Uluköy'e değil, tüm çevre köylere hizmet verecek. Bu yatırım, idari olarak küçülen ancak Ezine Peyniri üretim havzasının kalbinde yer alarak ekonomik önemini koruyan köyün stratejik konumunu bir kez daha tescilledi.
Çanakkale'nin Ezine ilçesine bağlı Uluköy, son 24 saat içinde, Türkiye'nin kırsal idari yapısındaki ilginç bir paradoksun sembolü haline geldi. Dün, AK Parti Grup Başkanvekili, Çanakkale Valisi, milletvekilleri ve ilçe belediye başkanlarının da katıldığı üst düzey bir törenle "Uluköy Sağlık Evi" hizmete açıldı. "Çağdaş ve modern" olarak tanımlanan ve "küçük bir hastane gibi" hizmet vereceği belirtilen bu tesis, Uluköy'ün kağıt üzerindeki statüsüyle çelişen, ancak fiili rolünü doğrulayan kritik bir gelişme oldu.
İdari Küçülme, Fiili Büyüme: Bir Kasabanın Mirası
Uluköy'ün mevcut durumunu anlamak için 2012 yılına dönmek gerekiyor. O tarihe kadar "belediye" (kasaba) statüsüne sahip olan Uluköy, muhtemelen 6360 sayılı kanun kapsamında, nüfus kriterlerini karşılayamadığı için bu statüsünü kaybetti ve idari olarak "köy"e dönüştürüldü. Bu idari gerileme, köyün demografik olarak zayıfladığının resmi bir kabulüydü.
Ancak idari statünün kaybı, Uluköy'ün coğrafi ve sosyal merkez olma işlevini ortadan kaldırmadı. Bugün, bu "belediye mirası" sayesinde köy, hala bir ortaokula (Uluköy Ortaokulu) ev sahipliği yapıyor. 48 öğrencisi ve 8 öğretmeni bulunan bu okul, köyün ve çevresinin eğitim yükünü çekmeye devam ediyor.
İşte bu noktada, köyün içindeki tezat ortaya çıkıyor: Bir yanda, belediye döneminden kalan ve bugün "sobalı" sistemiyle ayakta durmaya çalışan, düşük öğrenci sayısıyla (sınıf başına 12) demografik erimeyi gösteren bir okul; diğer yanda ise dün açılışı yapılan, en modern donanıma sahip ve sadece Uluköy'e değil, "tüm çevre köylere" hizmet vermek üzere tasarlanmış bölgesel bir sağlık merkezi.
Devlet, bu son yatırımla, Uluköy'ün idari unvanına değil, onun "bölgesel hub" (merkez) olma fonksiyonuna yatırım yapmış oldu.
Ekonomik Rol: Antik Çağda Taş, Modern Çağda Süt
Peki, idari olarak küçülmüş bir köye neden bu kadar kapsamlı bir yatırım yapılıyor? Cevap, Uluköy'ün ekonomik kimliğinde saklı. Köy, sıradan bir tarım yerleşimi değil; uluslararası üne sahip "Ezine Peyniri"nin coğrafi işaretli üretim havzasının (Ezine, Ayvacık, Bayramiç) tam kalbinde yer alıyor.
Uluköy'ün ekonomisi, antik çağdaki rolünün modern bir yansıması gibi. Köyün yaklaşık 2 km güneydoğusunda yer alan ve şu an korumasız durumda olan arkeolojik sit alanı, buranın Roma İmparatorluğu döneminde devasa bir taş ocağı olduğunu kanıtlıyor. O dönemde Uluköy, bölgenin metropolü Alexandria Troas için "endüstriyel taş" tedarikçisiydi.
Bugün ise Uluköy, yine bir endüstriyel tedarikçi rolünde, ancak bu kez "yüksek kaliteli süt" tedarik ediyor. Bölgenin Akdeniz geçiş ikliminin yarattığı terroir (özel flora), hayvanların süt kalitesini belirliyor. Köylüler, 1283 Sayılı Tarım Kredi Kooperatifi çatısı altında örgütlenerek, yüksek verimli "Kültür Irkı" sığırlar ve "Türk Saaneni" keçileriyle, Ezine'deki modern peynir mandıralarının hammadde ihtiyacını karşılıyor.
Gelecek Perspektifi: Tehditler ve Fırsatlar
Resmi kayıtlara göre eski adı "Sonisa" olan ve 1928'de "Uluköy" adını alan bu yerleşim, kritik bir kavşakta duruyor.
Bir yanda, yeni Sağlık Evi yatırımıyla desteklenen stratejik ekonomik rolü (Ezine Peyniri tedariki) ve sosyal merkez işlevi var. Diğer yanda ise, ortaokuldaki düşük öğrenci sayısının kanıtladığı demografik zayıflama ve kırdan kente göç tehdidi bulunuyor.
En büyük fırsat ve aynı zamanda en büyük tehdit ise, köyün hemen yanı başında yatıyor: Alexandria Troas'ın taş ihtiyacını karşılayan, işçi kampları ve mezarlık alanı bulunan Roma dönemi arkeolojik sit alanı. "Tarım arazisi" olarak kullanılan ve "madencilik faaliyetleri" tehdidi altında olan bu mirasın 1. ve 3. Derece Sit Alanı olarak tescil edilmesi, Uluköy'e tarım dışı, kültürel turizm gibi yeni bir ekonomik kapı açma potansiyeli taşıyor.
Sonuç olarak, Uluköy'e yapılan bu modern sağlık yatırımı, sadece bir bina açılışı değil; devletin, Ezine Peyniri gibi stratejik bir ekonomik bölgenin kırsal altyapısını ayakta tutma ve nüfus kaybına rağmen "merkez" işlevi gören kilit noktaları güçlendirme politikasının net bir göstergesi olarak kayıtlara geçti.
RAPORUN TAMAMINI İNDİRMEK İÇİN GOOGLE DRİV LİNK 1


