Türkiye'de Tarım Arazilerinin Planlanması ve Hukuki Rejimi: 4 Nisan 2026 Yönetmelikleri ve Güncel Mevzuat Çerçevesinde Kapsamlı Bir Analiz
Giriş ve Hukuki Paradigma Değişimi
Tarımsal üretim alanlarının korunması, ulusal gıda güvenliğinin tesis edilmesi ve sürdürülebilir arazi yönetiminin güvence altına alınması, modern devletlerin stratejik kalkınma hedeflerinin merkezinde yer almaktadır. Türkiye'de anayasal bir ödev olarak devlete yüklenen tarım arazilerini koruma misyonu, temel çerçevesini 5403 sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu'ndan almaktadır. Artan demografik baskılar, sanayileşme ivmesi, yenilenebilir enerji (özellikle Güneş Enerjisi Santralleri) yatırımlarının mekânsal ihtiyaçları ve kırsal alanlara yönelik spekülatif gayrimenkul talepleri (hobi bahçesi adı altındaki fiili ifrazlar), mevcut yasal çerçevenin uygulama mekanizmalarında köklü ve sistemik revizyonlar yapılmasını zorunlu kılmıştır. Bu bağlamda, arazi sahiplerinin mülkiyet haklarını doğrudan etkileyen ve gayrimenkul piyasasının kurallarını yeniden yazan en kritik düzenlemeler 2026 yılı içerisinde hayata geçirilmiştir.
4 Nisan 2026 tarihinde Resmî Gazete'de yayımlanan iki temel idari düzenleme, Türkiye'nin arazi yönetimi ve koruma rejiminde tarihi bir paradigma değişimi yaratmıştır. Önceden yürürlükte olan 9 Aralık 2017 tarihli mülga Tarım Arazilerinin Korunması, Kullanılması ve Planlanmasına Dair Yönetmelik yürürlükten kaldırılarak, planlama ve koruma süreçleri iki ayrı yönetmelik ihtisası altında yeniden yapılandırılmıştır. Bu düzenlemeler; 33214 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan "Arazi Kullanım Planlaması Uygulama Yönetmeliği" ile "Tarım Arazilerinin Korunması ve Kullanılması Hakkında Yönetmelik" metinleridir. Bu iki yönetmelik; toprak etütlerini, arazi kullanım kabiliyet sınıflamasını (AKK), tarım dışı kullanım hiyerarşisini, idari yaptırımları ve dijital entegrasyonu (TAD Portal) bütünleşik bir bilimsel sistematiğe oturtarak, tarım arazilerinin amaç dışı kullanımına karşı benzersiz bir koruma kalkanı oluşturmuştur. Aynı dönemde, 20 Haziran 2026 tarihinde yürürlüğe giren 7584 sayılı Kanun değişiklikleri, kooperatifleşme kılıfı altındaki yapılaşmalara ceza hukuku boyutunda ağır yaptırımlar getirmiştir.
Bu rapor, 4 Nisan 2026 tarihli yönetmelikler ile güncel kanuni düzenlemeler ekseninde, arazi sahipleri, tarım sektörü aktörleri, gayrimenkul yatırımcıları, enerji sektörü paydaşları ve hukuki uygulayıcılar açısından en kritik mevzuat başlıklarını derinlemesine incelemektedir. Analiz, yasal metinlerin ötesine geçerek bu düzenlemelerin ikinci ve üçüncü derece ekonomik, sosyolojik ve hukuki yansımalarını kapsamlı bir biçimde sentezlemektedir.
Arazi Kullanım Planlaması Uygulama Yönetmeliği'nin Mimari Yapısı ve Kavramsal Çerçevesi
Arazi Kullanım Planlaması Uygulama Yönetmeliği, toprağın fiziksel, kimyasal ve biyolojik niteliklerinin bilimsel esaslara göre analiz edilmesini, ülkesel veritabanlarının oluşturulmasını ve arazi kullanım taleplerinin önceden belirlenmiş bu planlar doğrultusunda yönlendirilmesini amaçlamaktadır. Yönetmelik, tarımsal ve tarım dışı arazi kullanımında tesadüfi, yerel veya politik inisiyatiflere dayalı süreçlerin yerini katı bir harita ve ziraat mühendisliği disiplinine bırakmasını sağlamıştır. Bu yeni dönemi tam olarak idrak edebilmek için, Yönetmeliğin 4. maddesinde tanımlanan temel terminolojinin iyi analiz edilmesi gerekmektedir.
| Temel Kavram | Hukuki ve Teknik Tanımı | Planlama Sürecindeki İşlevi |
|---|---|---|
| AKUP (Arazi Kullanım Planı) |
Sürdürülebilirlik ilkesine uygun, toprak potansiyelini ve su miktar/kalitesini göz önüne alarak hazırlanan 1/25000 ve/veya 1/5000 ölçekli planlardır. |
Tüm kamu ve özel sektör yatırımları için bağlayıcı altlık oluşturur. Tarım dışı kullanımın sınırlarını çizer. |
| TAKUP (Tarımsal Amaçlı Arazi Kullanım Planı) |
Tarım arazisi olarak belirlenen alanlarda toprağın derinliği, eğimi, iklimi ve su kaynakları gözetilerek hazırlanan üretim ve toprak koruma projeleridir. |
Arazi bütünlüğünün korunmasını ve erozyon kontrolü gibi iyileştirme projelerinin standartlarını belirler. |
| AKK (Arazi Kullanım Kabiliyet Sınıflaması) |
Arazilerin morfolojik, fiziksel, kimyasal ve mineralojik özelliklerine göre doğal ve kültür bitkilerini yetiştirme yeteneklerinin I ila VIII arasında sınıflandırılmasıdır. |
Parselin tarım arazisi olup olmadığını, tarım arazisi ise hangi koruma statüsüne gireceğini tespit eder. |
| Tarımsal Ar-Ge Alanı |
Biyoçeşitlilik, bitkisel ve hayvansal genetik kaynaklar ile ıslah denemelerinde kullanılan ve mutlak korunması gereken özel sahalardır. |
Stratejik tohumculuk ve genetik araştırmaların ticari baskılardan yalıtılmasını sağlar. |
| Profil ve Horizon |
Yüzeyden ana kayaya (veya en fazla 2 metre derinliğe) kadar dikey olarak açılan 1x2 metre genişliğindeki çukur (profil) ve bu çukurdaki morfolojik katmanlardır (horizon). |
Toprak etütlerinin masa başı yaklaşımların aksine fiilen kazı yapılarak bilimsel yolla kanıtlanmasını zorunlu kılar. |
| TNKA (Tarımsal Niteliği Korunacak Alan) |
İmar planlarında yapılaşmaya kapatılarak, tarımsal niteliği ile devamlılığı zorunlu kılınan özel statülü sahalardır. |
Mevcut imar rejiminin tarım arazilerini yutmasına karşı duran bir kalkandır. |
Bu kavramsal çerçeve, devletin tarım topraklarını sadece bir "yüzey alanı" olarak kabul etmenin ötesinde, derinliği, mineral yapısı ve hidrolojik dinamikleri olan canlı bir organizma olarak gördüğünü kanıtlamaktadır.
Toprak Etütleri, Dijitalleşme ve Bilimsel Sınıflandırma Zorunluluğu
Yönetmeliğin getirdiği en radikal ve etki gücü yüksek değişikliklerden biri, toprak etüt raporlarının hazırlanma usulü ve bu usulün dijital sistemlere entegrasyonudur. Geçmiş dönemlerde, bazı lokal yatırımların önünü açmak amacıyla teknik dayanağı zayıf toprak raporlarının hazırlanabildiği yönündeki iddialar, sistemin tamamen yeniden kurgulanmasını hızlandırmıştır.
"Toprak Etüt Mühendisi" ve Dört Aşamalı İnceleme Süreci
Yeni yönetmelik uyarınca, toprak etüt raporları artık münhasıran Tarım ve Orman Bakanlığı'nın özel hizmet içi eğitiminden geçmiş, toprak bölümü mezunu veya bu alanda ihtisas yapmış "Toprak Etüt Mühendisleri" tarafından (en az iki mühendisin imzasıyla) hazırlanmak zorundadır. Bu durum, raporların bilimsel kalitesini artırırken, "sipariş üzerine" hatalı sınıflandırma yapılması ihtimalini bütünüyle sonlandırmaktadır.
Toprak etüdü, her aşaması net bir şekilde tanımlanmış dört kademeli sıkı bir metodolojiye bağlanmıştır:
-
Ön Hazırlık: Mevcut bölgesel ve kadastral verilerin, tarihi uydu görüntülerinin incelenmesi.
-
Arazi Çalışması: Sahada fiilen sonda kullanılarak ve dikey profil (en az 2 metre derinlikte) açılarak yerinde haritalama ünitesi sınırlarının kesinleştirilmesi.
-
Laboratuvar Analizleri: Alınan toprak numunelerinin kimyasal, biyolojik ve fiziksel röntgeninin çekilmesi.
-
Büro Çalışması (CBS Entegrasyonu): Elde edilen tüm verilerin Coğrafi Bilgi Sistemleri (CBS) ortamına aktarılarak vektörel haritaların oluşturulması.
TAD Portal Entegrasyonu ve Genel Müdürlük Onayı
Toprak etüt çalışmaları sonucunda ortaya çıkan bu veriler, Bakanlığın Tarım Arazileri Değerlendirme (TAD) Portalı üzerinden sisteme yüklenmek zorundadır. TAD Portal, verilerin mekânsal doğruluğunu denetleyen; ITRF 96 koordinat sistemine uygun, projeksiyon tanımlı vektörel (CAD) verilerin, Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü'nün MEGSİS sistemiyle anlık kesiştirilmesini sağlayan dijital bir kaledir.
Sürecin hiyerarşik onayı şu şekilde işler: Hazırlanan rapor TAD Portal üzerinden ilgili şube müdürünün kontrolüne sunulur, akabinde il müdürü tarafından elektronik olarak onaylanır. Süreç devamında merkeze uzanır; Yönetmeliğin 5. maddesi uyarınca toprak serileri, ülke genelinde oluşturulan "Toprak Serileri Komisyonu" tarafından karara bağlanır ve tüm toprak etüt/sınıflama raporları ancak Tarım Reformu Genel Müdürlüğü (TRGM) tarafından nihai olarak onaylandığı takdirde geçerlilik kazanır. Onaylanmış bu bilimsel çalışmalara yapılacak her türlü itiraz ve değişiklik talebi de yerel idareleri aşarak, münhasıran Genel Müdürlük makamında değerlendirilip karara bağlanır (Madde 6). Bu merkezi onay mekanizması, Türkiye genelinde arazi sınıflandırma standartlarının yeknesak olmasını garanti altına almıştır.
Arazi Kullanım Kabiliyet Sınıflaması (AKK) Detayları
Toprak etütleri neticesinde araziler, Arazi Kullanım Kabiliyet Sınıflamasına (AKK) göre I. ile VIII. sınıf arasında derecelendirilir. Bu sınıflama, arazinin kaderini belirleyen en kritik aşamadır.
| AKK Sınıfı | Eğim Durumu ve Kısıtlamalar | Tarımsal ve Diğer Kullanım Potansiyeli |
|---|---|---|
| I. Sınıf | %0-2 eğim (Düz). Tüm kısıtlayıcı faktörlerden arınmıştır. |
Derin, verimli, işlemesi kolay topraklar. En yüksek tarımsal potansiyel. Korumada birincil önceliklidir. |
| II. Sınıf | %2-6 eğim (Hafif eğimli). |
Toprak işlemesinde hafif erozyon riski. Orta derecede kısıtlamaları olan, verimli tarım topraklarıdır. |
| III. Sınıf | %6-12 eğim (Orta eğimli). |
Dikkatli bir ekim nöbeti ve erozyon önleyici tedbirler (sekileme vb.) gerektiren, orta derecede iyi tarım alanlarıdır. |
| IV. Sınıf | %12-20 eğim (Dik eğimli). |
Aşırı ve devamlı kısıtlamalara sahiptir. Genellikle 5-6 yılda bir sürülebilen, yem bitkileri veya çayır/mera odaklı kullanılabilen sınır tarım topraklarıdır. |
| V. Sınıf | Düz, ancak çok taşlı veya ıslak. |
Geleneksel toprak işlemenin dışında özel ıslah yöntemleri (drenaj, taş temizliği) gerektirir. |
| VI. Sınıf | %20-30 eğim (Çok dik). |
Yüzlek topraklardır. Tarımsal kullanım dışındaki otlatma, ormancılık veya entansif korumalı tarım amaçlarına tahsis edilir. |
| VII - VIII. Sınıf | Aşırı dik, kayalık veya bataklık. |
Tamamen yaban hayatı, rekreasyon veya orman örtüsü olarak bırakılması gereken, tarım dışı alanlardır. |
Bu sınıflandırmada, I. ile IV. sınıf arası araziler potansiyel olarak işlenebilir tarım arazisi kabul edilirken; V. sınıftan itibaren olan araziler tarım dışı veya özel ıslah gerektiren araziler olarak tanımlanır.
Arazi Kullanım Ana Grupları ve Alternatif Alan Hiyerarşisi
Arazi Kullanım Planlaması (AKUP) kapsamında, planlama sahasındaki tüm alanlar mülkiyet ve tarımsal potansiyel temelinde üç ana gruba ayrılır.
-
Tarım Alanları:
-
Mutlak Tarım Arazisi: Toprağın fiziksel, kimyasal ve biyolojik özelliklerinin yöre ortalamasında ürün alınması için sınırlayıcı etkilerden arındığı, genellikle I. ve II. sınıf arazilerdir. En güçlü hukuki korumaya sahiptir.
-
Özel Ürün Arazisi: Mutlak tarım arazisi vasfı haricindeki konumlarda yer almasına karşın, yöreye adapte olmuş özel bitkisel ürünlerin (çay, fındık, Antep fıstığı vb.) yetiştirilebildiği, bölgesel önemi yüksek sahalardır.
-
Dikili Tarım Arazisi: Üzerinde yöre ekolojisine uygun, çok yıllık ağaç, ağaççık ve çalı formundaki bitkilerin (zeytin, meyve bahçeleri, bağlar) tarımı yapılan ve süreklilik arz eden alanlardır.
-
Marjinal Tarım Arazisi: Yukarıdaki üç sınıfın dışında kalan, şiddetli kısıtlamaları (eğim, taşlılık) nedeniyle ancak geleneksel toprak işlemeli tarımın yapılabildiği arazilerdir. Ayrıca bu araziler kendi içlerinde "Sulu" (suyun kaynağından kontrollü ve yeterli alındığı) veya "Kuru" olarak alt sınıflara ayrılır.
-
-
Kapsam Dışı Alanlar: Mera Kanunu, Orman Kanunu, Milli Parklar Kanunu ve Zeytincilik Kanunu (3573 s.K.) gibi kendi özel mevzuatlarıyla korunan alanlar ile onaylı imar planı (yapılaşma, maden, yol vb.) bulunan alanlardır. AKUP çalışmalarında bu alanlar kendi özel mevzuatlarına tabi tutulur.
-
Tarım Dışı Alanlar: %50'den fazlası çıplak kayalık olan alanlar, %10-50 arası çıplak alanlar, ırmak yatakları, kıyı ve sulak alanlar, barajlar ve tescil harici araziler bu sınıfa girer.
"Alternatif Alan" Doktrini ve Yatırımcılar İçin Hiyerarşik Zorunluluk
Yeni yönetmeliklerin en sarsıcı düzenlemesi, tarım dışı amaçlı kullanım taleplerinde (fabrika, kamu binası, enerji tesisi veya özel yatırım) izlenmesi gereken "Alternatif Alan" hiyerarşisidir. Herhangi bir kişi veya kurumun, "Benim tarlam var, üzerine şu tesisi kuracağım" diyerek sürece başlama dönemi kapanmıştır. 5403 sayılı Kanun ve Yönetmelik hükümleri gereği, tarım arazisi tahsisi için aşağıdaki kısıtlayıcı basamakların sırasıyla tüketilmesi ve bunun teknik olarak raporlanması zorunludur:
| Alternatif Alan Kademesi | Araştırma Süreci ve Kısıtlamalar | İstisnalar ve Kırmızı Çizgiler |
|---|---|---|
| 1. Öncelik: Planlı Alanlar İçindeki Boş Alanlar |
Yatırımın öncelikle ilçe/il sınırları içindeki mevcut onaylı imar planlı alanlarda, tarıma dayalı ihtisas OSB'lerde veya küçük sanayi sitelerinde yapılıp yapılamayacağı araştırılır. |
Yatırım için uygun parselin bulunmaması durumunda bu husus resmi yazışmalarla (belediye, OSB yönetimi) belgelenmelidir. |
| 2. İkinci Kademe: Tarım Dışı Alanlar |
Planlı alanlar yetersiz kalırsa, çevre öncelikli sürdürülebilirlik ilkesi gereği çıplak kayalıklar, kumullar veya tescil harici tarım dışı alanlar incelenir. |
Bu alanların topografyası yatırımı engelliyorsa (örneğin aşırı sarp kayalık), teknik gerekçe detaylıca yazılmalıdır. |
| 3. Son Çare: Kuru Marjinal Tarım Arazileri |
İlk iki basamak objektif olarak elenirse, tarımsal bütünlüğü bozmayacak konumdaki kuru marjinal tarım arazileri (KMTA) alternatif olarak değerlendirmeye alınır. |
Mutlak, özel ürün, dikili ve sulu tarım arazileri bu değerlendirmenin tamamen dışında tutulur; hepsi koruma kalkanı altındadır. |
Kritik Engeller: Alternatif alan araştırması sadece müstakil parseller üzerinden ilerler; hisseli parseller tamamen değerlendirme dışı bırakılır. Bu, "parselasyona uygun" görünse de hisseli bir yerin sanayi veya benzeri kullanımına yönelik pratik engellerinden dolayı alternatif sayılması statüsünü ortadan kaldırır. Ayrıca, il müdürlüklerince sahada yapılan etütlerde, yatırım talebinin o bölgedeki tarımsal arazi kullanım bütünlüğünü veya Devlet Su İşleri'nin (DSİ) yürüttüğü toplulaştırma/sulama projesi bütünlüğünü bozduğu tespit edilirse; söz konusu talebin iptali gerçekleşir ve Toprak Koruma Kurulu'nun gündemi dışında tutulur.
İkinci Derece Etki: Gayrimenkul Değerleme Paradoksu
Bu katı "alternatif alan" hiyerarşisi, Türkiye gayrimenkul piyasasında yapısal bir değerleme kayması ve paradoks yaratmıştır. Tarımsal verimliliği en yüksek olan "Mutlak" veya "Sulu" tarım arazileri, münhasıran tarımsal kullanıma özgülendiği için üzerlerindeki spekülatif imar ve ticari arsa beklentisi son bulmuştur. Buna mukabil, tarımsal verimi en düşük olan, kayalık ve eğimli yapısıyla çiftçiler tarafından düşük değerli kabul edilen "Kuru Marjinal Tarım Arazileri" (KMTA), sanayi, depolama veya enerji projeleri için başvurulabilecek yegane yasal "alternatif alan" statüsüne erişmiştir. Piyasada, ticari ve endüstriyel potansiyelleri nedeniyle KMTA'ların birim metrekare fiyatlarının, mutlak tarım arazilerinden çok daha yüksek seviyelerde el değiştirmesine neden olan bir ekonomik dalgalanma yaşanmaktadır.
AKUP ve TAKUP: Arazi Kullanımında Ölçek Hiyerarşisi
Yönetmelik, tarım arazilerinin uzun vadeli yönetimi için Arazi Kullanım Planları (AKUP) ve Tarımsal Amaçlı Arazi Kullanım Plan ve Projelerini (TAKUP) zorunlu kılmıştır. Bu planlar, yerel yönetimlerin (belediye, il özel idaresi) yapacağı diğer tüm imar ve sektörel planlar için bağlayıcı altlık teşkil eder.
-
1/25000 Ölçekli AKUP (İstikşafi): Bölgesel düzeyde makro kullanım kararlarının alındığı, tarım, orman, mera ve sanayi dengesinin kaba hatlarıyla (istikşafi olarak) sınırlandırıldığı plandır.
-
1/5000 Ölçekli AKUP (Uygulama): Coğrafi, demografik ve toprak verilerinin (profil çukurları ve sondalarla) milimetrik olarak işlendiği plandır. Tarım arazileri üzerindeki baskılar, sorun analizleri ve kesin sınırlandırmalar bu ölçekte belirlenir. Arazi kullanım talebinde bulunacak kamu kurumları ve gerçek/tüzel kişiler bu plana uymakla mükelleftir.
-
TAKUP Süreci: Arazinin doğrudan tarımsal amaçlı kullanımı (toprak işleme, sulama, sekileme, çevirme duvarı, ürün münavebesi) için hazırlanan projelerdir. Yönetmeliğin 11. maddesi gereği; bu projeler bürokratik masa başı kararların aksine bizzat "çiftçi ve arazi sahiplerinin görüşleri alınarak" ve en az bir ziraat mühendisinin sorumluluğunda, valiliklerce hazırlanıp veya hazırlattırılıp onaylanmaktadır.
Enerji Sektörüne Yansımalar: Güneş Enerjisi Santralleri (GES) Rejimi
Türkiye'nin yenilenebilir enerji hedefleri doğrultusunda GES projeleri hızla yaygınlaşmaktadır. Ancak GES projelerinin dekar başına yüksek alan kaplaması, verimli tarım arazileri üzerinde telafisi güç bir baskı oluşturmaktadır. Yönetmelik, gıda güvenliği ile enerji arz güvenliği arasındaki hassas dengeyi kurmak adına çok net bir kırmızı çizgi çekmiştir.
Ticari (Arazi Tipi) GES Kurulum Kısıtı
Ticari amaçlı megavat (MW) ölçekli arazi tipi Güneş Enerjisi Santrallerinin kurulabileceği alanın arazi sınıfının istisnasız "Kuru Marjinal Tarım Arazisi" (KMTA) olması hukuki bir zorunluluktur. GES kurulum talepleri sadece KMTA statüsündeki alanlar için kabul edilir; I. veya II. sınıf sulu mutlak tarım arazileri, özel ürün veya dikili tarım (zeytinlik, bağ) arazilerindeki talepler kanuni engellere tabidir ve doğrudan iptal sürecine alınır. Yatırımcıların GES kurabilmesi için %0-15 arası tatlı eğimli, güneye bakan, elektrik iletim hatlarına yakın bir kuru marjinal tarım arazisi bulmaları şarttır. Ortalama 1 MW'lık bir kurulumun maliyetinin $0.118/Wp (paneller dahil) dolaylarında olduğu 2026 piyasasında, yanlış arazi seçimi nedeniyle projenin iptali yatırımcı için milyonlarca liralık batık maliyet anlamına gelmektedir.
TAD Portal'ın algoritmik yapısı sayesinde, yatırımcıların sunduğu GES poligon koordinatları sisteme girildiğinde, arka planda MEGSİS ve toprak haritaları ile anlık çakıştırma yapılmakta; şayet alan KMTA dışında bir sınıfa (örneğin mutlak tarım alanına) düşüyorsa, yerel idarecilerin yetki sınırlarını aşarak sistem üzerinden başvuru otomatik olarak kilitlenmektedir.
Tarımsal Üretimle Bütünleşik İstisnalar (Agrivoltaik ve Çatı GES)
Yönetmelik, tarımsal üretimi destekleyen inovatif enerji yatırımlarına esneklik tanımıştır.
-
Tarımsal amaçlı yapıların (büyükbaş hayvan damları, devasa soğuk hava depoları, sera müştemilatları) çatılarına kurulan "Çatı GES" projeleri,
-
Sadece tarımsal sulama sisteminin enerji ihtiyacını karşılamak amacıyla kurulan "Sulama Amaçlı GES" projeleri,
-
Yüksek ayaklı panellerin altında (gölgelemeye uyum sağlayan) sebze veya yem bitkisi üretiminin devam ettiği "Agrivoltaik" (Tarımsal GES) projeleri; tarımsal amaçlı yapı kapsamında değerlendirilerek KMTA zorunluluğundan muaf tutulmuştur. Ancak bu istisnaların onaylanması, yine valiliklerin ve Toprak Koruma Kurullarının (Ek-15 değerlendirme tablolarına göre) onay verme şartına bağlıdır.
Mülkiyetin Kamu Yararına Sınırlandırılması: Büyük Ovalar ve Erozyona Duyarlı Alanlar
Türkiye'de serbest piyasa ekonomisinin ve gayrimenkul mülkiyetinin, çevre ve gıda güvenliği söz konusu olduğunda kamu yararı adına sınırlandırıldığı alan "Büyük Ova Koruma Alanı" konseptidir. 5403 sayılı Kanun'un 14. maddesine dayanan bu uygulama, tarımsal potansiyeli yüksek, su ve toprak bozulmalarının hızla ilerlediği verimli havzaların, doğrudan devletin zirvesi tarafından koruma kalkanına alınmasını ifade eder.
Büyüyen Koruma Ağı: 9.5 Milyon Hektar
2025 yılından 2026'ya kadar devam eden yoğun etüt çalışmaları neticesinde, yurt genelinde 18 ildeki 34 ova daha (toplam 421.914 hektar) büyük ova statüsüne alınmıştır. Bu eklemeyle birlikte, Türkiye genelinde 73 ildeki toplam 468 ova (yaklaşık 9,5 milyon hektar - 9.448.055 ha) "Büyük Ova Koruma Alanı" ilan edilmiştir. Tarım ve Orman Bakanlığı'nın açıkladığı stratejik hedeflere göre, kısa vadede büyük ova sayısının 500'e çıkarılması planlanmaktadır. Kararlar doğrudan Cumhurbaşkanı Kararı ile yayımlanmakta, böylece yerel bürokrasinin veya siyasi rant hesaplarının müdahale alanının dışına çıkarılarak konu bir "milli güvenlik meselesi" seviyesine taşınmaktadır.
Tapu Sicilinde "Büyük Ova" Şerhi ve Hukuki İzolasyon
Cumhurbaşkanı kararıyla sınırları netleşen büyük ova koruma alanlarında bulunan yüzbinlerce parsel için valilikler, derhal ilgili Tapu Müdürlüklerine resmi bildirim yapmaktadır. Tapu Müdürlükleri, bu parsellerin tapu kütüğünün beyanlar hanesine "Büyük Ova Koruma Alanı İçerisindedir" şeklinde kısıtlayıcı bir şerh işler.
Bu şerhin mülkiyet hakkı ve gayrimenkul piyasası üzerindeki etkileri devasadır:
-
İyi Niyet İddiasının Geçersiz Kılınması: Tapu Sicilinin güvenilirliğine dayanan Türk Medeni Kanunu Madde 1023 (iyi niyetin korunması) uyarınca, beyanlar hanesinde bu ibareyi gören bir alıcı, arazinin hukuki durumunu bildiğini peşinen kabul etmiş sayılır. Satın alma işleminden sonra "Buranın tarla vasfını gözden kaçırdım, arsa vasfı taşıdığı inancıyla villa yapmak için aldım" şeklindeki savunmalar Yargıtay (örneğin 20. Hukuk Dairesi) içtihatları nezdinde hukuki geçerliliğini bütünüyle yitirmektedir.
-
Münhasır Tarım Kullanımı: Şerh, arazinin münhasıran tarımsal amaçlarla kullanılmasını zorunlu kılar. Büyük ova içindeki bir arazide tarım dışı tesise ancak ve ancak; alternatif alan bulunamaması şartıyla, Tarım Bakanlığı ile talebin ilgili olduğu diğer bir bakanlığın "ortaklaşa kamu yararı kararı" alması gibi son derece bürokratik ve olağanüstü koşullarda (maden, jeotermal enerji veya stratejik sanayi için) izin verilebilir.
-
İmar Affı Belgelerinin Durumu: Danıştay (örneğin 10. Dairesi) ve Yargıtay'ın güncel kararlarına göre; büyük ova koruma statüsündeki taşınmazlarda, geçmişteki İmar Barışı yasasından faydalanılarak alınmış "Yapı Kayıt Belgeleri", tarımsal koruma mevzuatının emredici hükümlerinin karşısında geçersiz kalır. Yani, elinde Yapı Kayıt Belgesi olan bir şahıs dahi, büyük ova içerisinde izinsiz yapılaştığı için 5403 sayılı Kanun kapsamında yıkım kararı ve para cezası ile yüzleşebilmektedir.
Aynı felsefeyle, topoğrafik yapısı ve iklim şartları nedeniyle hızlı erozyon riski taşıyan sahalar da (özellikle İç ve Güneydoğu Anadolu bölgelerinde) Cumhurbaşkanı Kararı ile "Erozyona Duyarlı Alan" ilan edilerek, bu alanlarda zorunlu bitki örtüsü tesisi ve toprak işleme kısıtlamaları uygulanmaktadır.
Hobi Bahçeleri Rejimi, Kooperatifleşme ve 7584 Sayılı Kanunun Ceza Balyozu
Büyükşehirlerin etrafında özellikle COVID-19 pandemisi sonrasında "doğaya dönüş" sloganıyla muazzam bir patlama yaşayan, özünde tarım arazilerinin fiili olarak 200-500 metrekarelik küçük parsellere bölünerek üzerine prefabrik, konteyner, bungalov veya betonarme evlerin inşa edildiği yerleşimlere "Hobi Bahçesi" denmektedir. Mevzuatımızda "Hobi Bahçesi" kavramı yasal bir statüden tamamen yoksundur; imar planı haricindeki tarla vasıflı bir arazideki ruhsatsız yapılar doğrudan kaçak inşaat kategorisinde değerlendirilir.
5403 sayılı Kanun'un "tarım arazilerinde bölünemez asgari büyüklük" (örneğin mutlak tarımda 20 dönüm, dikili tarımda 5 dönüm) kuralı nedeniyle bu alanları tapuda ifraz (bölme) kısıtlamasına takılan spekülatörler, "Kooperatif" modelini icat etmişlerdir. Arazi bir yapı kooperatifi veya şirket üzerine alınıp, fiilen tel örgülerle bölünmekte ve vatandaşlara mülkiyet (tapu) devrini es geçerek sadece "kooperatif hissesi/üyeliği" satışı üzerinden kullanım hakkı pazarlanmaktaydı.
20 Haziran 2026 Miladı: 7584 Sayılı Kanun ve Hapis Cezası
Devlet, tarım arazilerinin damar damar parçalanmasına yol açan bu hukuki boşluğu, 20 Haziran 2026 tarihli ve 33286 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan 7584 sayılı Kanun ile çok sert bir biçimde kapatmıştır. Yeni düzenlemeler, kooperatifleşme kılıfını suç kapsamına almıştır:
-
Zilyetlik Devrine Hapis Cezası: Tarım arazilerini fiili hisselere (tel örgü, duvar, çit) bölerek, mülkiyet devri yapılmaksızın yalnızca kooperatif ortaklığı veya üyelik ilişkisi üzerinden zilyetlik devri yapan, satan, pazarlayan veya buna aracılık eden emlakçı ve kooperatif yöneticilerine 1 yıldan 3 yıla kadar hapis cezası ve adli para cezası getirilmiştir. Özel hukuk tüzel kişilerine (kooperatife) ayrıca 50.000 TL ile 250.000 TL arasında ağır idari para cezası kesilmektedir.
-
Altyapı (Su, Elektrik) Bağlantısı Kısıtlamaları: İzinsiz oluşturulan yapılara veya hobi bahçesi alanlarına elektrik, su, telekomünikasyon ve doğalgaz aboneliği bağlanması mutlak surette kısıtlanmıştır. Eskiden bağlanmış olan aboneliklerin, kanunun yayımı itibarıyla 30 gün içinde iptal edilmesi emredilmiştir. İptal yükümlülüğünü ihmal eden altyapı hizmeti sağlayıcılarına (Belediye Su İdareleri, TEDAŞ vb. dağıtım şirketleri) bağlantı yaptıkları abone başına 100.000 TL, aboneliğin sürdüğü her bir ek ay için yine ayrıca 100.000 TL idari para cezası uygulanacaktır. Altyapısı kesilen kaçak evlerin kullanım değerinin sıfırlanması hedeflenmektedir.
-
Türk Ceza Kanunu (TCK) m. 184 Baskısı: Ruhsat süreçleri atlanarak hobi bahçesi inşa edilmesi, idari ihlal boyutunu aşarak TCK Madde 184 kapsamında "İmar Kirliliğine Neden Olma Suçu" teşkil eder. Yetkili kurumlar (Belediyeler), bu yapıları tespit ettiklerinde savcılığa suç duyurusunda bulunmakla yükümlüdür ve ilgililer 1 yıldan 5 yıla kadar hapis istemiyle yargılanabilir.
Yasal "Bağ Evi" Şartları Nelerdir?
Arazi sahipleri, arazilerindeki konaklama ihtiyaçları için Yönetmeliğin yasal zemine oturttuğu "Tarımsal Amaçlı Yapılar" (Bağ evi, depo, silo) çerçevesini kullanma hakkına sahiptir. Ancak bir yapının "Bağ Evi" olarak izin alabilmesi için çok net sınırlar vardır:
-
Arazinin büyüklüğü en az 5 dönüm (5.000 metrekare) olmalıdır (Dikili tarım arazilerinde bu sınır 1 dönümdür).
-
İnşa edilecek evin taban oturum alanı en fazla 30 metrekare ile sınırlandırılmıştır. Maksimum 2 katlı inşa edilebilir.
-
Birden fazla hissedar olması durumunda bile alan bütününde sadece tek bir bağ evi izni verilir.
-
Aynı ailenin, o bölgede sadece bir adet bağ evi inşa etme hakkı vardır. Bu şartları sağlayan malik, Tarım İl/İlçe Müdürlüğü'nden Toprak Koruma Projesi onaylatarak ve Valilikten izin alarak yasal bağ evini inşa edebilir. İzin verilen yapı, sadece kuruluş amacına hizmet etmek ve mevcut yapısını tavizsiz şekilde korumak zorundadır.
İdari Yaptırımlar: Metrekare Bazlı Ağır Para Cezaları ve Yıkım Mekanizması
5403 sayılı Kanun (Tarım Arazilerinin Korunması) ve 3194 sayılı İmar Kanunu kapsamında izinsiz yapılar için kesilen para cezaları, 2026 yılında astronomik seviyelere ulaşmıştır.
5403 Sayılı Kanun Kapsamında İdari Para Cezaları
20 Haziran 2026 tarihli 7584 sayılı Kanun değişikliği ile tarım arazilerinde izinsiz yapılaşmaya kesilen idari para cezasının taban tutarı metrekare başına 10 TL'den 2.500 TL'ye çıkarılmıştır.
| İhlal Türü | Ceza Hesabı (2026 Mevzuatı) | Ek Yaptırımlar ve Süreç | Hukuki Dayanak |
|---|---|---|---|
| İzinsiz Tarım Dışı Kullanım (Kaçak yapı, hobi bahçesi, hafriyat dökümü) |
Bozulan alanın her metrekaresi için 2.500 TL. Toplam ceza en az 1.000 TL olarak uygulanır. |
Ceza sonrası 1 ay izin başvurusu süresi. İzin talebinin reddedilmesi halinde 2 ay içinde yıkım zorunluluğu. |
5403 s.K. m.21 |
| Büyük Ova Koruma Alanında İhlal |
Cezalar standart arazinin iki katı (5.000 TL/m²) olarak uygulanır. |
Yıkım masrafları faiziyle malikten tahsil edilir. Tapuya şerh işlenir. |
5403 s.K. m.20 & 21 |
| İhlalin Israrla Sürdürülmesi (Uyarıya rağmen yıkım işleminin ihmal edilmesi) |
Faaliyetin durdurulması. Kesilen ceza üç katına (Örn. 7.500 TL/m² veya Büyük Ovada 15.000 TL/m²) çıkarılır. |
Valilik, Özel İdare veya Belediye resen kolluk gücüyle yıkar. |
5403 s.K. m.20 & 21 |
Örnek Simülasyon: 1.000 metrekarelik (1 Dönüm) bir tarlayı izin süreçlerini atlayarak hobi bahçesine çevirip yapı inşa eden bir kişiye kesilecek ilk idari para cezası 2.500.000 TL'dir. İhlalin sürdürülmesi halinde bu ceza 7.500.000 TL'ye ulaşır. Bu yer Büyük Ova sınırlarında ise ilk ceza 5.000.000 TL'ye, katlanmış ceza ise 15.000.000 TL'ye varan astronomik boyutlara ulaşır.
3194 Sayılı İmar Kanunu ve Çevre Kanunu Kapsamında Cezalar
Yukarıdaki 5403 sayılı kanun cezasına ek olarak, yapı ruhsat belgesinden yoksun olduğu için Belediyeler tarafından İmar Kanunu'nun 42. maddesine göre ikinci bir ceza kesilir. 2026 yılı için bu cezanın alt sınırı en yalın haliyle bile 9.481,77 TL'dir. Hesaplama; yapının sınıfı ve metrekaresi (temel ceza) üzerinden yapılır ve çeşitli artırım nedenleriyle (çarpanlarla) yükseltilir:
-
Hisseli parselde diğer maliklerin onayının eksik olması durumunda %30 artırım,
-
Kamuya ait alanda ise %40 artırım,
-
İnşaat bitmiş ve yapı kullanılıyorsa %20 artırım uygulanır. Buna ek olarak (İmar Kanunu m.42/ç), aykırı alanın emlak vergisi asgari metrekare birim değeri ile çarpılması sonucu "ilave para cezası" eklenir. Ayrıca, doğaya çöp veya atık su deşarjı tespiti halinde, 2872 sayılı Çevre Kanunu kapsamında 2026 yılı yeniden değerleme oranlarıyla güncellenmiş ve 699.245 TL ile 3.496.768 TL arasında değişen ağır idari para cezaları da gündeme gelmektedir.
Yıkım Takvimi ve Daralan Yargısal Koruma Yolları (m.21 Süreçleri)
Tarım arazisinde izin harici yapı tespiti anından itibaren son derece sıkışık bir takvim işlemeye başlar:
-
Faaliyetin Durdurulması ve Mühürleme: Yapı inşa halindeyse derhal mühürlenir ve idari para cezası tebliğ edilir.
-
1 Aylık İzin Penceresi: Tebliğden itibaren şahsın, tarım dışı kullanım izni almak için tam 1 ay (30 gün) süresi vardır. Yargıtay (örneğin 5. Hukuk Dairesi) kararlarına göre bu süre "hak düşürücü" niteliktedir. Bir ayın aşılması durumunda yapılan başvurular, hukuki yıkım sürecinin kesinleşmesine yol açar.
-
2 Aylık Gönüllü Yıkım Mühleti: Başvuru hakkının kullanılmaması veya talebin reddedilmesi halinde, şahsa yapısını kendi elleriyle yıkması ve toprağı tarıma elverişli hale getirmesi için 2 ay süre verilir.
-
1 Aylık Resen Yıkım Süreci: Verilen iki ayın yıkım işlemi olmaksızın tamamlanması halinde ceza 3 katına çıkar. Valilik koordinasyonunda; İl Özel İdaresi veya Belediye 1 ay içinde kolluk kuvvetleri eşliğinde yapıyı resen zorla yıkar. Belediyelerin bu 1 aylık süreyi pasif geçirmesi durumunda, Tarım ve Orman Bakanlığı bizzat devreye girerek yıkımı gerçekleştirir ve tüm masrafları faiziyle malikten tahsil eder.
Hukuki İtiraz Mekanizmaları: İdari para cezasına karşı; tebliğden itibaren 15 gün içinde Sulh Ceza Hakimliğine itiraz edilmesi zorunludur. Yıkım kararı idari bir işlem olduğundan, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu (İYUK) uyarınca 60 gün içinde İdare Mahkemesinde "İptal Davası" açılır. Bununla birlikte, iptal davası açılması fiili yıkım sürecinin idare tarafından devam ettirilmesine olanak tanır. Yıkımın mahkemece durdurulabilmesi için "Yürütmenin Durdurulması" (İYUK m.27) talep edilmelidir. İYUK m.27 uyarınca bir işlemin yürütmesinin durdurulabilmesi için iki şartın birlikte gerçekleşmesi aranır: İşlemin açıkça hukuka aykırı olması ve uygulanması halinde telafisi güç veya imkansız zararların doğacak olması. Hobi bahçesi dosyalarının büyük kısmında idarenin işlemi hukuka tamamen uygun bulunduğundan, mahkemeler yürütmeyi durdurma taleplerini geri çevirmekte ve dava süreci işlerken idarenin dozerlerle yıkımı gerçekleştirmesine olanak tanımaktadır.
Miras Hukuku ve Üretime Dönüş: "Ehil Mirasçı" ve "Zorunlu Kiralama" (8/K) Rejimi
Tarım arazilerinin ekonomik değerindeki düşüşün en büyük sebebi olan miras yoluyla küçülme (parçalanma) problemi, 5403 sayılı Kanunun getirdiği "Bölünmez Asgari Büyüklük" ve "Ehil Mirasçı" konseptiyle çözülmüştür.
Miras açıldığında, yasal asgari büyüklüğün altındaki bir tarım arazisi bütünlüğünü korur ve fiziki paylaşıma tamamen kapalıdır. Mirasçılar kendi aralarında mülkiyetin kime devredileceği konusunda ihtilaf yaşamaları durumunda süreç yargıya taşınır. Yetkili Sulh Hukuk Hâkimi, mirasçılar arasından tarımsal deneyimi en yüksek olan, geçimini bu topraktan sağlayan kişiyi "Ehil Mirasçı" olarak belirler ve mülkiyetin bölünmeden bu kişiye devrine karar verir. Mahkeme, devralan ehil mirasçıya, diğer kardeşlerinin (mirasçıların) miras pay bedellerini nakit olarak ödemesi (vezneye depo etmesi) için 6 aya kadar süre tanır.
Öte yandan, 2026 yılının en kritik mülkiyet müdahalelerinden biri, 5403 Sayılı Kanun'un 8/K maddesine istinaden uygulanmaya başlanan "Kullanılmayan Arazilerin Zorunlu Kiralanması" rejimidir. Rant amacıyla atıl bırakılan veya miras ihtilafları nedeniyle tarımsal faaliyetin dışında kalan tarım arazileri devlet müdahalesi altındadır. Bir tarım arazisinin üst üste 2 yıl boyunca tarımsal üretim zincirinin dışında kalması durumunda, mülkiyet hakkı malikte kalmak koşuluyla, Tarım ve Orman Bakanlığı komisyonları tarafından o bölgedeki üretici kooperatiflerine veya çiftçilere piyasa rayici üzerinden zorunlu olarak kiralanacaktır. Kira bedeli doğrudan arazi sahibinin banka hesabına aktarılacaktır. 2025 yılında tespitleri (istikrarlı işlenmeyen arazi listeleri) yapılan araziler, 2026 yılı itibarıyla fiilen kiralanmaya başlanmıştır. Bu hamle, spekülatif atıl kapasiteyi kırarak toprağı yeniden milli ekonomiye kazandırmaktadır.
Sonuç
4 Nisan 2026 tarihinde yayımlanan Arazi Kullanım Planlaması Uygulama Yönetmeliği ve Tarım Arazilerinin Korunması ve Kullanılması Hakkında Yönetmelik; 7584 sayılı Kanunun ceza mekanizmaları ile birleştiğinde Türkiye tarım ve gayrimenkul rejiminde keskin bir dönüşümü simgelemektedir. Toprak etütlerinin ancak dijital TAD Portal ve TRGM onayıyla birlikte resmi hüküm ifade etmesi, Büyük Ova koruma alanlarının 9.5 milyon hektara yayılıp tapulara şerh düşülmesi ve tarım dışı (enerji, sanayi) yatırımlarda Kuru Marjinal Tarım Arazilerinin (KMTA) tek alternatif yasal alan olarak kilitlenmesi, tarım topraklarını yapılaşma tehdidinden kurtaran bir mühendislik başarısıdır.
Özellikle kırsal alanlara yönelik kooperatif kılıflı zilyetlik devirlerine 3 yıla varan hapis cezası getirilmesi, altyapı hizmeti sağlayan kurumlara astronomik idari para cezaları uygulanması ve metrekare başına belirlenen yüksek yıkım tazminatları, hobi bahçesi adı altındaki gecekondu istilasını durdurmayı amaçlamaktadır. Arazi malikleri, gayrimenkul yatırımcıları ve hukuk profesyonelleri açısından; bir taşınmaz üzerinde tarımsal üretim harici bir planlama yapmadan evvel, söz konusu arazinin 1/5000 ölçekli AKUP içerisindeki durumunun, AKK sınıfının ve büyük ova statüsünün bir toprak etüt mühendisi aracılığıyla milimetrik olarak analiz edilmesi zaruridir. Zira yasal sınırların aşıldığı durumlarda geri dönüşü olmayan hukuki, cezai ve muazzam mali külfetler kaçınılmazdır.
4 Nisan 2026 tarihli tarım arazileri yönetmelikleri neleri değiştirdi? 4 Nisan 2026'da yürürlüğe giren "Arazi Kullanım Planlaması Uygulama Yönetmeliği" ve "Tarım Arazilerinin Korunması ve Kullanılması Hakkında Yönetmelik" ile tarım arazilerinin amaç dışı kullanımı zorlaştırılmıştır. Toprak etütlerinin bizzat sertifikalı "Toprak Etüt Mühendisleri" tarafından yapılması, sonuçların Tarım Arazileri Değerlendirme (TAD) Portalı üzerinden dijital olarak MEGSİS ile entegre edilmesi ve Tarım Reformu Genel Müdürlüğü (TRGM) tarafından merkezi onaya bağlanması zorunlu hale gelmiştir.
2026 güncel mevzuatına göre hobi bahçesi yapmanın ve kooperatif hissesi satmanın cezası nedir? 20 Haziran 2026 tarihli ve 7584 sayılı Kanun ile tarım arazilerini fiili olarak (tel örgü vb. ile) bölüp, mülkiyet devri yapmadan kooperatif üyeliği üzerinden pazarlayan emlakçı ve kooperatif yöneticilerine 1 yıldan 3 yıla kadar hapis cezası getirilmiştir. İdari para cezalarının taban tutarı metrekare başına 2.500 TL'ye (Büyük Ovalarda 5.000 TL'ye) yükseltilmiş, ayrıca bu kaçak yapılara elektrik, su ve doğalgaz aboneliği bağlanması kesin olarak yasaklanmıştır.
Tarım arazilerine Güneş Enerjisi Santrali (GES) kurulabilir mi? Ticari (arazi tipi) megavat ölçekli GES projeleri yalnızca "Kuru Marjinal Tarım Arazisi" (KMTA) statüsündeki alanlara kurulabilir. I. veya II. sınıf sulu mutlak tarım arazilerine, özel ürün veya dikili tarım arazilerine GES kurulmasına kesinlikle izin verilmemektedir. Ancak tarımsal üretimi destekleyen "Çatı GES", "Sulama Amaçlı GES" ve gölgeleme uyumlu bitkilerle yapılan "Agrivoltaik" projeler bu kısıtlamadan muaftır.
Tarım arazilerinde yatırımlar için uygulanan "Alternatif Alan" zorunluluğu nedir? Sanayi, enerji veya kamu yatırımları için herhangi bir tarım arazisine tesis kurulmadan önce hiyerarşik bir araştırma yapılması zorunludur. Yatırımcı önce imar planlı alanları, ardından tarım dışı (kayalık, kumul) alanları değerlendirmelidir. Ancak bu iki seçenek objektif raporlarla elenirse, son çare olarak sadece Kuru Marjinal Tarım Arazileri (KMTA) yatırıma tahsis edilebilir.
5403 Sayılı Kanun 8/K maddesine göre işlenmeyen tarım arazilerine ne olacak? Mülkiyet hakkı arazi sahibinde kalmak koşuluyla, üst üste 2 yıl boyunca tarımsal üretim yapılmayan ve atıl bırakılan araziler, Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından o bölgedeki üretici kooperatiflerine veya çiftçilere rayiç bedel üzerinden zorunlu olarak kiralanmaktadır. Elde edilen kira bedeli doğrudan arazi sahibinin banka hesabına yatırılır.
Büyük Ova Koruma Alanı şerhi ne anlama gelir ve yapılaşmayı nasıl etkiler? 2026 itibarıyla Türkiye genelinde 9.5 milyon hektara ulaşan Büyük Ova Koruma Alanları içindeki parsellerin tapu siciline kısıtlayıcı şerh düşülür. Bu araziler münhasıran tarım için kullanılmak zorundadır. Satın alan kişi Türk Medeni Kanunu'nun "iyi niyet" korumasından faydalanamaz. Bu alanlardaki kaçak yapılara kesilen cezalar iki kat (m² başına 5.000 TL) uygulanır ve İmar Barışı'ndan alınmış Yapı Kayıt Belgeleri bu arazilerde geçerliliğini yitirir.
Yasal olarak "Bağ Evi" yapmak için gerekli şartlar nelerdir? Tarımsal amaçlı yapı (bağ evi) inşa edebilmek için arazinin büyüklüğünün en az 5.000 metrekare (dikili tarımda 1.000 metrekare) olması zorunludur. Evin taban oturum alanı en fazla 30 metrekare olabilir ve yapı en fazla 2 katlı inşa edilebilir. Ayrıca aynı ailenin o bölgede yalnızca bir bağ evi yapma hakkı bulunur ve inşaata başlamadan önce Tarım İl/İlçe Müdürlüğü'nden Toprak Koruma Projesi onayı alınması şarttır.
Haber: Beytullah Yılmaz: 0 544 608 84 80 Kaynak: Haritahaber 2026





