İnovatif Teknoloji
Yayınlanma : 14 Ocak 2024 10:18
Düzenleme : 14 Ocak 2024 10:21

Türkiye, Denizüstü Rüzgar Enerjisi’nde Öncü Olmaya Hazırlanıyor

Türkiye, Denizüstü Rüzgar Enerjisi’nde Öncü Olmaya Hazırlanıyor
Vali Elban: “Türkiye’nin Enerjiyi Üretme Yoksulu Bir Ülke Olduğuna” Dikkat Çekti
Türkiye, Denizüstü Rüzgar Enerjisi’nde Öncü Olmaya Hazırlanıyor

Türkiye, temiz enerji kaynakları arasında en yüksek potansiyel sunan Denizüstü Rüzgar Enerjisi’nde (DRES) önemli bir adım attı. İzmir’de gerçekleştirilen bir toplantıda, DRES için hazırlanan yol haritası ve sanayi envanteri kamuoyuyla paylaşıldı.

EZİNE | %10 EKO TURİZM İMARLI, RUHSATLI & PROJELİ, ARSA

Toplantıya, İzmir Valisi Dr. Süleyman Elban, Enerji Sanayicileri ve İş İnsanları Derneği (ENSİA) Yönetim Kurulu Başkanı Alper Kalaycı, Denizüstü Rüzgar Enerjisi Derneği (DÜRED) Yönetim Kurulu Başkanı Murat Durak, Türkiye Gemi İnşa Sanayicileri Birliği (GİSBİR) temsilcisi Ferhat Acuner ve rüzgar enerjisi sektöründen çok sayıda firma katıldı.

Toplantının açılışında konuşan Vali Elban, Türkiye’nin enerji yoksulu bir ülke olmadığını, ancak enerjiyi üretme yoksulu bir ülke olduğunu söyledi. Elban, rüzgar enerjisi konusunda 26 yılda büyük başarılar elde edildiğini, ancak daha fazlasını yapabilecek potansiyele sahip olduğunu vurguladı.

Elban, İzmir’in karasal rüzgar enerjisi konusunda lider bir şehir olduğunu, ancak bunun yetmediğini, denizüstü rüzgar enerjisi santralleri ile de öncü olması gerektiğini belirtti. Elban, bu konuda Çandarlı Limanı’nın önemli bir rol oynayacağını, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı ile birlikte liman bölgesinin DRES ekipman üretimine odaklanması için çalıştıklarını kaydetti.

Elban, DRES’in dünyada pek çok ülkede uzun yıllardır temiz enerji üretiminde kullanıldığını, Türkiye’nin de bu alanda gecikmeden yer alması gerektiğini ifade etti. Elban, “Enerjinin nasıl üretileceği belli. Denizüstü RES’ler konusunda da sihirli formüller yok. Dünyanın pek çok ülkesinde yaygın olarak kullanılan bir enerjiden bahsediyoruz. 26 yıldır rüzgar enerjisinden elektrik üretiyoruz. Geldiğimiz nokta küçümsenecek bir nokta değil. 10 binin üzerinde istihdam, 1 milyar doların üzerinde ihracat yapıyoruz. İlk kanat, ilk kule, ilk nasel, ilk Ar-Ge tesisinin olduğu bir kent İzmir. Hiçbir eksiğimiz yok. Çandarlı Limanı bölgesinin Denizüstü RES’ler ekipman üretiminde kullanılması için Sanayi ve Teknoloji Bakanlığımız ile ciddi bir çalışma içindeyiz. Paydaşlarımızın da bu yönde çok ciddi arzuları var. Bunu gerçekleştirdiğimiz takdirde Sanayi ve Teknoloji Bakanlığımızın koymuş olduğu hedeflere daha hızlı ulaşmak için ciddi bir ivme yakalayacağız. Bunu başarırsak hem üretim hem Ar-Ge hem de ihracat geliri açısından sayılı ülkeden birisi oluruz diye düşünüyorum.” dedi.

ENSİA Yönetim Kurulu Başkanı Kalaycı ise, Türkiye’nin rüzgar enerjisi serüveninin 26 yıl önce yine İzmir’de başladığını hatırlattı. Kalaycı, Türkiye’nin bu sürede 12 bin megavatlık bir kurulu güce ulaştığını, bunun büyük bir kısmının yerli ve milli olarak üretildiğini söyledi.

Kalaycı, 2035 yılı hedeflerine göre Türkiye’nin rüzgar enerjisi kurulu gücünün 29 bin 600 megavata ulaşacağını, bunun içinde denizüstü rüzgar enerjisinin 5 bin megavatlık bir pay alacağını belirtti. Kalaycı, bu hedeflere ulaşmak için ortalama hızlarını dört katına çıkarmaları gerektiğini, bunun için de DRES’in büyük bir fırsat sunduğunu ifade etti.

Kalaycı, İzmir’in rüzgar enerjisi sanayisinde Türkiye’nin lider şehri olduğunu, dört türbin kanadı fabrikası, yedi kule fabrikası ve iki döküm tesisi gibi önemli tesislere ev sahipliği yaptığını söyledi. Kalaycı, “Rüzgar enerjisinde bu ölçekte kümelenen dünyada başka bir şehir yok. İzmir’de rüzgar sanayisinde faaliyet gösteren firmalar, Türk rüzgar endüstrisinin toplam cirosunun yüzde 85’ini oluşturuyor.” dedi.

DÜRED Yönetim Kurulu Başkanı Durak ise, denizüstü RES’lerin çok büyük bir potansiyel taşıdığını, hem temiz enerji hem de istihdam sağladığını söyledi. Durak, Türkiye’nin deniz kıyısındaki şehirlerin elektrik tüketiminin ve sanayi gelişiminin yüksek olduğunu, bu nedenle DRES’in bu şehirler için ideal bir çözüm olduğunu vurguladı.

Durak, DRES’in sadece elektrik üretmekle kalmayıp, aynı zamanda yeşil hidrojen üretimi için de kullanılabileceğini, bu sayede hem enerji hem de ulaşım sektöründe karbon salınımının azaltılabileceğini belirtti. Durak, “DRES’in yeşil hidrojen üretimi ile birlikte kurgulanması gerektiği görüşünü savunuyoruz. Bu konuda hem kamu hem de özel sektör olarak çalışmalarımızı sürdürüyoruz.” dedi.

Toplantıda, DRES için hazırlanan yol haritası ve sanayi envanteri raporları da sunuldu. Rapora göre, Türkiye’nin DRES potansiyeli 32 bin megavat olarak tahmin ediliyor. Bu potansiyelin değerlendirilmesi için, teknik, ekonomik, sosyal ve çevresel kriterlere göre dört aday bölge belirlendi. Bu bölgeler, Bandırma, Bozcaada, Gelibolu ve Karabiga açıkları olarak sıralandı.

Raporda, DRES’in Türkiye için sağlayacağı faydalar da vurgulandı. Buna göre, DRES’in Türkiye’ye katkısı şöyle özetlendi:

DRES, Türkiye’nin enerji arz güvenliğini artıracak, dışa bağımlılığı azaltacak, enerji maliyetlerini düşürecek ve enerji fiyatlarını stabil hale getirecektir.
DRES, Türkiye’nin iklim değişikliği ile mücadele hedeflerine ulaşmasına yardımcı olacak, karbon salınımını azaltacak, çevre kirliliğini önleyecek ve doğal kaynakları koruyacaktır.
DRES, Türkiye’nin yerli ve milli sanayisini geliştirecek, yeni teknolojilerin transferine ve üretimine imkan sağlayacak,

Yorum Yaz
  • UYARI: Konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren cümleler veya imalar, inançlara saldırı, şiddete teşvik yorumları onaylanmamaktadır.